(818 S. K. m. 355, 356) (3194 S. K. m. 21, 32, 42)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davalı vekili Av. İsmet .... geldi. Davacı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı arsa sahibi; fazla yapılan 4 ve 5. katlardaki dört daireden ikisinin kendisine teslimine, aksi takdirde rayiç bedellerinin tespit ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı yüklenici ise, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme; sözleşme dışı yapılan 4. ve 5. katlardaki dört dairede, davacının sözleşme uyarınca % 50 payının bulunduğunun tespitine karar vermiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, istisna (eser) sözleşmesinden kaynaklanan teslim veya bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki 15.7.1991 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi nin 1. maddesinde, inşaatın bir bodrum, bir zemin ve üç normal kat olacağı; 5. maddesinde de, fazla kat yapımına izin verildiği takdirde, yapılacak olan katların her iki tarafa eşit olarak ait olacağı kararlaştırılmıştır.
Keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre de, binanın bir bodrum, bir zemin ve beş normal kat olarak inşa edildiği anlaşılmıştır. İnşaatın ruhsatlı olup olmadığı, tasdikli projesinin bulunup bulunmadığı, ruhsatlı ise kaç kata ruhsat verildiği mahkemece araştırılmadan ve İmar Kanunu'nun emredici hükümleri göz önüne alınmadan eksik inceleme ile karar verilmiştir.
Sağlıksız ve düzensiz kentleşmeyi önlemek ve dolayısıyla ülke insanının içerisinde güvenle oturabileceği binaların yapımını sağlamak amacıyla getirilen 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca -bazı istisnalar hariç- her türlü bina yapımı, yerel idarelerden ruhsat (izin) alınmasına bağlıdır.
Yüklenici, ruhsatsız olarak bir inşaata başlayamayacağı gibi, arsa sahibi de yükleniciyi ruhsatsız inşaata zorlayamaz. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina veya bölümler, aynı Yasanın 32. maddesi gereğince belediye veya valilikçe yıktırılır. Arsa sahibi de, genel mahkemede dava açmak suretiyle, kaçak bina veya bölümlerin kal'ini (yıkımını) ayrıca talep edebilir ve alacağı yıkım ilamını icra kanalıyla yerine getirebilir.
İmar Kanunu'nun hükümleri, emredici niteliktedir, herkesi bağlar ve mahkemelerce de re'sen (kendiliğinden) göz önünde tutulur. Kanunun 42. maddesi, ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapımını imar suçu olarak kabul etmiş; hem yüklenici ve hem de arsa sahibi yönünden, cezai yaptırımlar getirmiştir.
Yapımı suç teşkil eden kaçak bina veya bölüm ile ilgili olarak kal dışında eksik veya fazla işler bedeli, tescil veya mülkiyet tespiti talep edilemez. Yasaları uygulamakla görevli olan mahkemeler de, imar suçu işleyen yükleniciler ile onların bu eylemlerinden yararlanmak isteyen arsa sahiplerinin bu tür talepleri doğrultusunda karar veremezler.
Bu itibarla mahkemece yapılması gereken iş; inşaatla ilgili işlem dosyası olup olmadığı, varsa belediyeden celbi ile dava konusu katların ruhsat durumunun gerekirse keşif suretiyle saptanmasından; ruhsatlı ise davanın kabulüne, aksi halde yukarıda açıklanan nedenlerle reddine karar vermekten ibarettir. Eksik incelemeye dayalı karar, bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunan davalı yararına 6.000.000 TL. vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.10.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, kararın onanması gerektiğinden bozma kararına katılmıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy