(818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Nazım Orhan geldi. Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, taraflar arasında düzenlenen 8.9.1992 tarihli eser sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, dosyada mevcut 23.1.2001 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, sükut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Bu davadan önce açılan ve davacı tarafından delil olarak gösterilen, tarafları, konusu ve talepleri aynı olan Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/117 esas-60 karar (Bozmadan sonra 1998/266 E.) sayılı dosyasında mevcut Dairemizin 09.07.1998 gün ve 1998/2660 esas-3107 karar sayılı bozma ilamında olayın izahından sonra davaya dayanak yapılan 8.11.1995 havale tarihli tespit raporu ile hükme esas alınan 12.12.1997 tarihli bilirkişi raporu arasında açık çelişki olduğu belirtilerek, çelişkinin giderilmesi gerektiğinden bahsedilmiş, mahkemece bozmaya uyulmuş ancak davacının davayı takip etmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bu dosyada yeniden alınan 23.1.2001 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde, tamamen yeni bir bilirkişi raporu olmayıp, ilk dosyadaki bilirkişi raporu ile benzerlikler arzettiği, tespit dosyasındaki rapora hiç değinilmediği ve aradaki çelişkinin yine giderilmediği görülmüştür. Bilirkişi raporunda, dükkanın sözleşmeden küçük yapıldığı, sözleşmeye aykırı olarak yapılan asma katla birlikte değerlendirildiğinde alanın tamamlandığı, depo ve kömürlüklerin, herhangi bir açıklama yapılmaksızın şartlara uygun ölçüde olduğunun bildirildiği, bağımsız bölümlerin ise tek başına ölçülmeyip ortak alanlar olan ışıklık, merdiven boşluğu vs. gibi alanlar da değerlendirilmek suretiyle alanları hesaplanarak sözleşmeden büyük yapıldığı bildirilmiş olup, raporun bu haliyle denetime elverişli ve hüküm vermeye yeterli olmadığı gözlemlenmiştir.
Öte yandan davacı taraf taşınmazı boş olarak 1.10.1992 tarihinde teslim etmeyi yüklenmişse de, inşaat için gerekli projeler tasdik edilip, yapı ruhsatı alınmadan kaçak olarak inşaata başlanması kamu düzenine aykırı olup davacıdan bu haliyle arsayı teslim etmesi beklenemeyeceğinden inşaat süresine 8 ay ilave edilerek gecikme olmadığından bahisle kira tazminatı talebinin reddi de isabetsizdir. Davalı yüklenici de sözleşme gereğince tüm şuyulandırma, ifraz, tevhit, proje ve ruhsat işlerini bitirip 31.3.1993 tarihinde işe başlayacak iken, komşu 90 parsel ile ancak 2.3.1993 tarihinde sözleşme yapmış, projeleri 9.5.1993 tasdike vermiş, yapı ruhsatını ise 30.6.1993 tarihinde alabilmiştir. Yüklenicinin bu gecikmesinin arsa sahibine yüklenmesi hatalıdır. Kaldı ki davalı yüklenici arsanın teslim edilmemesi nedeniyle yükleniciden herhangi bir talepte bulunmamış, ihtarname gönderip temerrüde de düşürmemiştir. Kabule göre de en az 1,5 aylık bir gecikme mevcutken bu süre için dahi kira tazminatına hükmedilmemesi de usulsüzdür.
Şu halde mahkemece, delil olarak dosyaya konulan 1998/266 E. sayılı dava dosyasında mevcut Dairemiz bozma ilamı doğrultusunda, yeni oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden tespit raporu ile bilirkişi raporundaki çelişkiyi giderecek nitelikte, denetime ve hüküm kurmaya elverişli, yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi ve gecikme süresi için kira tazminatına da hükmedilmesi gerekirken ilk raporun aynen tekrarı niteliğindeki rapora dayanılarak, yanlış değerlendirme ve eksik incelemeyle dosyanın yazılı şekilde reddi doğru olmayıp kararın bu sebeplerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 250 milyon TL. duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak, yargıtay duruşmasından vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 28.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy