(818 S. K. m. 158, 355, 360)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı arsa sahibinin geç teslim nedeniyle mahrum kaldığı kira gelirine ( gecikme tazminatına ) ilişkin istemi mahkemece ifaya ekli cezai şart olarak değerlendirilip, eserin teslimi sırasında ceza isteme hakkı saklı tutulmadığı ve böylece talep hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiştir. Oysa, sözleşmenin 10/2 maddesinde aynen "...binanın iş bu sözleşmede belirtilen sürede teslim edilmemesi durumunda geçecek her ay için günün kira bedeline göre bağımsız bölümlerin her biri için kira bedeli arsa sahiplerine ödeyecektir." denilmektedir. Sözleşmenin bu hükmü cezai şart olmayıp, geç teslimden doğan kira alacağı niteliğindedir. Bu sebeple davacı eseri teslim alırken ihtirazı kayıt dermeyan etmese bile, muaccel olduğu tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde alacağını talep ve dava edebilir. Somut olayda davacı arsa sahibi sözleşme gereği kendisine isabet eden 8 nolu daire ile 13 nolu dükkanın iskan ruhsatı alınmış şekilde 4.5.1999 tarihinde eserin teslim edilmesi gerekirken, dairenin 17.12.1999, dükkanın da 20.12.1999 tarihlerinde eksik haliyle fiilen teslim edildiğini ileri sürüp, fazla haklarını da saklı tutarak, şimdilik dairelere 4.5.1999-17.12.1999 tarihleri arasında 200 milyon lira, dükkana ise 4.5.1999-20.12.1999 tarihleri için 150 milyon lira kira kaybına hükmedilmesini istemiştir. Sözleşmenin 8/1 maddesinde inşaatın süresi sözleşme tarihinden itibaren 22 ay olarak kararlaştırılmış olup, bu süre 4.5.1999 tarihinde dolmuştur. Davacının kabul ve ikrarlarına göre 8 nolu daire 17.12.1999 tarihinde, 13 nolu dükkan da 20.12.1999 tarihinde gecikmeli olarak teslim edilmiş, binanın genel iskan ruhsatı ise fiili teslimden sonra 13.1.2000 tarihinde alınmıştır. Sözleşmenin 10/1 maddesine göre teslim, iskan ruhsatı alınması şartına bağlı tutulduğundan ve delil sözleşmesi niteliğindeki bu hüküm gereğince teslimin başka bir delille kanıtlanması mümkün bulunmadığından davacının 8 nolu dairede 4.5.1999-17.12.1999 tarihleri arasında, 13 nolu dükkana 4.5.1999-20.12.1999 tarihleri arası kira alacağına hak kazandığı gözetilerek bu dönemlere ait kira miktarı bilirkişiden alınacak ek bir raporla saptanıp, taleple bağlı kalınarak hüküm altına alınmalıdır. Sözleşmenin yorumunda hataya düşülerek istemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Davacı arsa sahibi davada 8 nolu dairenin projesine göre alçak yapıldığını ileri sürerek yükseklik farkına tekabül değer kaybını talep ve dava etmiş, davalı yüklenici cevabında ölçümün taban ve tavan beton tabliyeleri arasında yapılması gerektiğini, bu şekilde yapılacak ölçüme göre yükseklik kaybı bulunmadığını, olsa bile bu ayıbın açık ayıp olup, teslimden itibaren makul sürede ihbar edilmediğinden talep ve dava edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece yargılamada alınan bilirkişi kurulu raporu benimsenerek talebin ( 240.240.000 ) liralık kısmı kabul edilmiştir. Dava, eksik işler bedeline ilişkin olduğundan, süresinde ayıp ihbarında bulunulmasa dahi 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde alacağın talep ve dava edilmesi mümkündür. Bu itibarla davalının bu yöne ilişkin savunması yerinde görülmemiştir. 2000/202 D. iş sayılı dosyaya sunulan 20.7.2000 günlü raporda projedeki 2.80 cm.lik tavan yüksekliğinden taban tesviye betonu, şapı, parke kalınlıkları, döşeme kalınlığı, tavan sıvası ve boyası için 19 cm. düşüldükten sonra tavan yüksekliğinin 2.61 cm olması gerekirken hali hazırda 2.51 cm olarak yapıldığı, 10 cm alçaklık bulunduğu bildirilmiş, aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 4.9.2000 tarihli ek raporda da 10 cm.lik yükseklik farkının değer kaybı olarak maktuen 3 milyar lira takdir edilmiştir. Yargılamada alınan 15.2.2001 günlü bilirkişi kurulu raporunda ise tespit raporundaki ölçümlemeler aynen kabul edilmekle birlikte, kat kaloriferi borularının döşeme altından geçirilmesi nedeniyle 5 cm.lik bir yükseklik kaybının daha oluştuğu, bu miktarın da düşülmesi gerektiği, bu haliyle yükseklik kaybının 5 cm. olduğu, yapı yaklaşık maliyetlerine ve piyasa rayiçlerine göre 5 cm.lik değer kaybının ( 240.240.000 ) lira olduğu bildirilmiş, rapora her iki tarafça itiraz edilmiştir. Görüldüğü gibi tespit raporu ile yargılamada alınan rapor arasında hem yükseklik kaybı miktarı, hem de bu farka tekabül eden değer kaybı miktarı bakımından önemli derecede fark vardır. Bu itibarla alınacak ek raporla, tasdikli projeye göre kalorifer borularının açıktan mı yoksa döşeme altından mı geçmesi gerektiği bilirkişilere açıklattırılmalı, projesine göre boruların döşeme altından geçirilmesi gerekiyorsa bu nedenle oluşan yükseklik kaybı için her hangi bir bedel hesaplanmamalı, bunun haricindeki 5 cm.lik kısım için dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre değer kaybı hesaplanmalı, projesine göre açıktan geçirilmesi gerekirken döşeme altından geçirilmiş ise bu durumun boruların gizlenmiş olması nedeniyle arsa sahibi lehine ne miktar değer artışı oluşturacağı, yine 5 cm yükseklik kaybına sebebiyet vermesi nedeniyle arsa sahibi aleyhine ne miktar değer kaybı oluşturacağı saptanmalı, bu değerler birbirleriyle mukayese edilmeli, durum arsa sahibinin lehine ise 5 cm.lik yükseklik farkı için, aleyhine ise 10 cm.lik yükseklik farkı için değer kaybı hesaplanmalı, tespit raporundaki değer kaybı miktarı ile aradaki farkın nedenleri üzerinde de durulup çelişki giderildikten sonra hükme varılmalıdır.
4- Davacı arsa sahibi davada 13 nolu dükkanın projesine göre küçük yapıldığını ileri sürerek eksik teslim edilen kısmın bedelini de talep ve dava etmiş, davalı yüklenici savunmasında dükkanın projesine uygun yapıldığını, projesine uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece yargılamada alınan bilirkişi raporu benimsenerek talebin reddine karar verilmiştir. Davacı arsa sahibi temyizinde taslak projeye göre dükkan alanının 82.09 m2 iken onaylı proje ile bu miktarın 73 m2'ye düşürüldüğünü, sözleşmenin 7 maddesine göre davalı yüklenicinin inşaata ait tüm projeleri arsa sahiplerinin onayını alarak yaptırması ve tasdik ettirmesi gerekirken proje tanzim ve tasdikinden önce arsa sahiplerinin onayının alınmadığını, bu nedenle taslak projedeki miktar ile fiilen teslim edilen miktar arasındaki kısmın bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 20.7.2000 günlü tespit bilirkişi raporunda tasdikli projesine göre dükkanın yola cephesinin 9.75 m. olması gerekirken 9.50 m olduğu, cephe boyunda 25 cm.lik noksanlık bulunduğu bildirilmiş, her hangi bir alan hesabı yapılmamıştır. Yargılama da alınan 15.2.2001 günlü bilirkişi kurulu raporunda da dükkan cephesinin projesinde olduğu gibi 9.75 m. olduğu, cephe boyunda eksiklik olmadığı bildirilmiş, yine her hangi bir alan hesabı yapılmamıştır. Alan hesabı yapılmadan yalnızca cephe boyu ölçümüyle sonuca gidilmesi hatalıdır. Yanlar arasındaki sözleşmenin Ek-A Teknik Şartname başlıklı bölümünün 1 maddesinde inşaatın Çankaya Belediyesi İmar Müdürlüğünün tasdikli projelerine uygun olarak yapılacağı yazılıdır.
Davacı da davasını dükkanın tasdikli projeye göre küçük yapıldığı iddiasıyla açmıştır. Bu itibarla bilirkişilerden alınacak ek raporla davacıya ait 13 nolu dükkanda tasdikli projesine göre bulunup bulunmadığı saptanmalı, varsa eksik teslim edilen kısmın dava tarihindeki piyasa rayiçlerine göre hesaplanacak bedeline hükmedilmelidir.
Karar belirtilen nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) bentte açıklanan sebeple davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ), ( 3 ) ve ( 4 ). bentler gereğince hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 30.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy