(1086 S. K. m. 84, 429)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı-k.davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Bahadır Kalaycı ile davalı vekili avukat Ümit Uysal ve avukat Nihat Cuhruk geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşmiş olan cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün bulunmamasına göre davalı-k.davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı ilk açtığı davada 55 milyar TL. kardan mahrumiyet isteminde bulunmuş, mahkemece bu istem kabul edilmiştir. Davalının temyizi üzerine dönme cezası hüküm altına alındığında kardan mahrumiyet isteminin reddi gerektiğinden bahisle hüküm bozulunca, davacı ıslah yoluna başvurmuştur. Öncelikle 4.2.1948 tarih 1944/10 esas, 1948/3 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca HUMK.nun 84. maddesinin açık hükmü gereği tahkikat ve yargılama bitene kadar yapılabilecek ıslahın, Yargıtay'ca hükmün bozulmasından sonra mümkün olmadığı ve dolayısıyla dinlenemeyeceği gözönünde tutulmadan ıslahın kabulü doğru olmadığı gibi, davada harcı yatırılmış ve yargılama konusu olmaktan henüz çıkmamış kar mahrumiyeti tutarının bozma kararının gereğine bakılarak artırılan diğer istek kalemlerine paylaştırılması suretiyle ve artırılan miktarlar için harç tamamlattırılmadan yargılamaya devam edilmesi de müessesenin amacı ve yargılamanın ön koşulu olan harçsız yapılamayacağı ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu nedenle kar mahrumiyeti isteminden feragatın ıslah olarak kabulüyle hükmün buna göre tesisi yasaya aykırı olmuştur.
Bu hususlar bir yana, ilk kararda 140 milyar TL. istenilmiş, bu miktardan kısmen kabul kısmen reddine dair hüküm kurulmuş ve bu hüküm davacı yanca temyiz edilmemek suretiyle davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuş iken, bu kez -yasaya uygun olmayan- ıslah sonucu daha fazlaya hükmedilmesi de isabetli değildir.
Kabule göre de; ıslahla artırılan miktar hakkında faizin artırılan tarih yerine dava tarihinden başlatılması BK. 101 maddesince bozma nedenidir.
İzah edilen nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent gereğince hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacıya geri verilmesine, 20.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy