15. Hukuk Dairesi 2002/5839 E., 2003/1919 K. DELİLLERİN İBRAZI İŞ BEDELİ ALACAĞI İŞ BEDELİNİN BELİRLENMESİNDE SÖZLEŞME VE BİRİM FİYATLARI TESBİT RAPORUNUN HÜKME ESAS ALINMASI
818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 366 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 368 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 374 ]
"İçtihat Metni"
Mahalli mahkemesinden verileri hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili duruşma istemiş olmakla temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Davada, 10.9.1997 günlü teklif yazısı ve ekleri ile oluşan sözleşmeye dayanılarak ödenmeyen iş bedeli alacağı ile yaptırılan tesbitte değerlendirilmeyen ray döşeme ve beton imalatından kaynaklanan alacaklar toplamı 13 milyar liranın tahsili işlenmiştir.
Mahkemece, delil tesbiti suretiyle alman bilirkişi raporunun kesinleştiğinden söz edilerek tesbit raporunda belirlenen 10.429.000.000.-TL.nin tahsili hüküm altına alınmış, fazla istek ise reddolunmuştur.
Hüküm taraflarca temyiz edilmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki HUMK.nun 368 ve devamı maddelerine dayanılarak yaptırılan delil tesbiti sonucu düzenlenen rapor da Yasanın 374. maddesince asıl dava dosyasının eki sayılırsada, Yasada taraflara tebliğ edilen bu rapora itiraz edilmemişse veya hangi sürede itiraz olunmamışsa raporun kesinleşeceğine dair bir hüküm yoktur. Delil tesbiti yolu ile alınan bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olan yan bu itirazını hüküm verilinceye kadar mahkemeye bildirebilir. Kaldı ki, tesbit raporunun iddia ve savunmayı karşılayıp karşılamadığı hüküm kurmaya yeterli olup olmadığını denetleme işi hakime ait bir görevdir. Burada mahkemenin rapora itiraz edilip edilmediğinden önce raporun hükme yeterli olup olmadığına bakması gerekir. Diğer yandan, taraflar bakımından önemli olan defillerini bildirmesi, mevcut bir delile dayanmasıdır. Bildirilerek dayanılmış bir delilin geç ibraz edilmesi onun değerlendirilmesine engel olmaz.
Bu kısa açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde: Taraflar arasında çelik konstrüksiyon binanın yapım bedelinin 10.9.1997 günlü sözleşmede kararlaştırıldığı görülmektedir, işin fiyatı belli olduğundan iş bedelinin belirlenen bu fiyatlara göre bulunması zorunludur. Başka bir deyişle artık Bayındırlık birim fiyatları veya mahalli rayiçlere göre fiyat saptanamaz. Rapor, bu yüzden yetersizdir. Ayrıca, davacı tesbitte değerlendirilmeyen ray demirleri ve beton imalatından da iş bedeli istediğinden, bunların da keşfen incelenip bedelleri sözleşmede kararlaştırılmamışsa BK.nun 366. maddesince mahalli rayiçlere göre bulunup ileri sürülen bu istek de inceleme konusu yapılmalıdır.
O halde mahkemece yapılması gereken iş; konusunda uzman kişilerden oluşturulacak ve yorumda yardımcı olmak üzere içlerinde hukukçu da bulunacak bilirkişi kuruluna keşif sureti ile inceleme yaptırılıp davacının sözleşmesine göre yaptığı işlerden alacağını sözleşmedeki fiyatlarla varsa kalan işlerden alacağını da yapıldığı yıl mahalli rayiçlerine göre hesaplattırmak, ortaya çıkacak bu alacaktan davalının dayandığı ve kanıtladığı ödemeler tutarı ne ise bu miktarı tenzil etmek, böylelikle varsa kalan alacağa hüküm kurmaktan ibarettir. Bütün bu hususlar bir yana bırakılarak yasaya uygun düşmeyen bazı gerekçeler ve eksik inceleme ve araştırma ile davanın yazılı şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; tesbit tarihinin temerrüde esas alınamayacağı davalının dava tarihinde temerrüde düştüğü dikkatten kaçırılarak faize dava tarihi yerine tesbit tarihinden hüküm kurulması da yanlıştır.
Sonuç : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle taraflar yararına (BOZULMASINA), ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 14.4.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy