(818 S. K. m. 355) (3194 S. K. m. 32, 42)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasındaki uyuşmazlık, biçimine uygun düzenlenen 27.9.1995 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Bu sözleşmenin 4. maddesindeki hükme göre; inşaata belediyeden alınacak temel üstü ruhsatı ile başlanacak ve en geç 30 ay içinde bitirilecektir. Teslimde gecikme olursa istenebilecek kira tazminatı sözleşmede imzası olan her arsa sahibi için 200 dolardır. Temel üstü ruhsatı 1.4.1997 gününde alındığından 30 ay olan teslim süresi 1.10.1999 tarihidir. Dava ise, 16.8.2000 gününde açılmıştır. Sözleşmenin 5. maddesi hükmünce yapının teslimi iskan izni alınması ve bahçe düzenlemesi yapımı şartına bağlandığından ve iskan izni henüz alınmadığından davacılar 1.10.1999 ile dava tarihi olan 16.8.2000 tarihleri arasındaki süre için aylık 200 dolar kira parasının ödetilmesini talep edebilir. Davacıların gecikme tazminatı ile ilgili istemleri, sözleşmesi doğrultusunda ve bu süre için aşağıdaki (3) numaralı bozma bendi de gözetilerek değerlendirilmelidir. Mahkemece yanılgı sonucu gecikme tazminatı alacağının daha düşük miktarda hüküm altına alınması doğru olmadığından karar arsa sahibi davacılar yararına bozulmalıdır.
3- 3194 s. İmar Kanunu hükümleri uyarınca inşaat yapım işleri ilgili merciiden alınacak ruhsata (izine) tabiidir. Ruhsat alınmış olmakla birlikte yapı bu ruhsata ve tasdikli projesine uygun değilse inşaat kaçak sayılacağından Kanunun 32. maddesi hükmünce tümünün veya ruhsata aykırı bölümlerin yıkılması gerekir. 42. maddeye göre de, bu eylemler imar suçu kabul edildiğinden sorumlular hakkında ceza müeyyidesi uygulanır. İmar Kanunu hükümlerinin kamu düzeni ile ilgili olduğu, bu özelliği gereği de emredici nitelikte bulunduğu kuşkusuzdur. Hiç bir kimse hangi amaçla olursa olsun toplum güvenliğini ve sağlığını ilgilendiren emredici bu kuralları çiğneyemez. Bundan dolayıdır ki, mahkemelerce değinilen tüm bu hususların resen gözönünde bulundurulması zorunludur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; 15.1.2002 tarihli bilirkişi kurulu raporundan, inşaatın temelden başlayarak büyütüldüğü, böylelikle tasdikli projesinden fazla olarak %26,72 nisbetinde büyük yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum az yukarda açıklandığı üzere inşaatta tasdikli projeye uyulmadığını temelden beri büyütülerek imal edildiğini gösterir. Hal böyle olunca mevcut durumu itibariyle inşaat kaçaktır. Ortada kanuna ve fen kurallarına uygun yapılmış bir inşaat yoksa, böyle bir yapının yalnızca yıkımı istenebileceğinden ve korumaya değer bir kıymetin varlığı söz konusu olmadığından, ne arsa sahibi eksik işler bedelini ve ne de yüklenici buradaki fazla işler bedelini talep edebilir. Zira, bu istemlerin kabulü kaçak inşaatın korunması sonucunu meydana getirir. Ne var ki ortada mevcut bir yapı bulunmaktadır. Bu yapı tadilat projesi tanzimi suretiyle kanuni hale getirilebilirse istemler ancak o zaman değerlendirilmelidir. Bu halde mahkemece yapılacak iş; yükleniciye tadilat suretiyle yapıyı kanuni hale getirmek üzere tadilat projesi düzenlettirmek ve bu işleri takip ve sonuçlandırmak üzere uygun bir mehil vermek, gerekirse bu konuda idari mercii ile de yazışma yapmak, bu mehil süresince yapı imara uygun hale getirilebiliyorsa tarafların isteklerini bu biçimde değerlendirmek, aksi durumda hem arsa sahiplerinin eksik işler ve hem de yüklenicinin fazla işler bedeline dair davalarını reddetmek, yalnızca (2.) bentteki nedenler çerçevesinde arsa sahiplerinin kira kaybı alacağına hüküm kurmaktan ibarettir. Kuşkusuz, yüklenicinin yaptığı fazla işlerin inşaatın teslim süresine etkisi de yapı kanuni hale getirilebilirse ancak o zaman dikkate alınabilecek, arsa sahiplerinin kira alacağı da buna uygun hesaplanacaktır. Mahkemece kamu düzeninden olan bu hususlar gözardı edilerek mevcut haliyle sonuçta yıkımı gereken yapıdan ötürü, tarafların eksik ve fazla iş bedeline ait davalarının yazılı biçimde kabulü doğru olmadığından hüküm taraflar yararına bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. bent uyarınca arsa sahipleri, 3. bent uyarınca da taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 22.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy