(818 S. K. m. 42, 355, 360)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili geldi. Davalı avukatı gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık BK.355 ve sonraki maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmıştır.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir işgörme sözleşmesidir. Yüklenicinin edimi eseri meydana getirmek ve işsahibine teslim etmek, işsahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ( ücret ) ödemektir. Eser, yüklenicinin sermayesini, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İşsahibi yararına meydana getirilen eserin, fen ve sanat kurallarına uygun ve amacı karşılar nitelikte imal edilmesi asıldır. Aksi halde teslim yapılmış olunsa bile, yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı tekeffül borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gerekli olan niteliklerin yokluğu sözkonusudur. Yüklenicinin ayıba karşı tekeffül borcundan doğan işsahibinin hakları, BK.md.360'da gösterilmiştir. Bunlar, ayıbın ağırlığına göre, eserdeki ayıpların giderilmesini talep ( onarım ), ayıplı eserden ötürü ücretten indirim istemek ve eseri kabulden kaçınmaktır.
Yukarıdan beri ortaya konan hukuki saptamalardan sonra, somut olaya dönülürse;
Davacı, yanlar arasındaki tarihsiz sözleşmeyle davalının siparişi olan skorboard'un elektronik üniteleri yapım işini üstlenmiştir. Sözleşmeye göre, işin bedeli KDV hariç 20.000 Amerikan Dolarıdır. Bu bedelin 10.000 dolarının ödendiği çekişmeli değildir. Davacının icra takibinde istediği 13.000 dolar iş bedelinden kalan alacak ile KDV alacağına ilişkindir. Kuşkusuz bu bedele hak kazanılması BK.md.364'e göre eserin teslimi, eserin fen ve amaca uygun yapılıp teslimi ve işsahibinin eseri kabulü halinde mümkündür. Yüklenici tarafından meydana getirilen eserin, 14.10.1999 günlü bilirkişi raporuna göre sistem olarak karmaşık ve amatörce yapıldığı, mevcut haliyle çalışmasının olanaklı bulunmadığı saptanmıştır. Sonradan dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre de eserin işsahibinin kullanamayacağı ve nısfet kaidesine göre kabule icbar edilemeyecek derecede kusurlu bulunduğu belirlenmiştir. Bu nitelikleri taşıyan eserin işsahibi davalı tarafından kabul edilerek monte edilmek üzere yurtdışına gönderilmesi hayatın olağan akışına uygun düşmez. Başka bir deyişle teslim edilen eserde bir kısım ayıplar varsa da eser, işsahibi tarafından reddedilmediğinden, daha açığı işsahibi BK.md.360'daki teslim hakkını ücretten indirim doğrultusunda kullandığından, bilirkişi raporlarındaki eserin reddi gerekeceğine dair görüşleri doğru bulmak olanaksızdır.
Bu haliyle ortaya konan mevcut uyuşmazlıkta tüm sorun işsahibinin reddetmediği, ancak ayıplı olduğu anlaşılan eserin ücretinden ne miktar indirim yapılacağını saptamaktır. Eserin mevcut haliyle incelenip bu miktarın açıklığa kavuşturulması bu aşamada olanaklı bulunmadığından ve ancak eserdeki ayıplardan ötürü davalı işsahibinin de bir zarara uğradığı dosya kapsamı uyarınca gerçek olduğundan, bu konuda BK.nun hakime tanıdığı takdir yetkisinin kullanılması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş; somut olayın özelliğine nazaran yukarıdan beri yapılan açıklamalar dikkate alınarak, bedelden indirimi gereken miktarı olaya ve adalete uygun takdir etmek ( BK.mad.42 ) bunun dışında kalan iş bedeli alacağıyla ilgili istemi hüküm altına almaktan ibarettir.
Tüm bu yönler gözden kaçırılarak istemin yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1.bennde açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bendde açıklana nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 375 milyon lira duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 29.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy