(818 S. K. m. 106) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davada 2.9.1998 ve 26.9.1998 günlü sözleşmelerin feshine, ödenen 565.000.000 TL. tutarındaki iş bedelinden mahkeme hükmü ile tahsil olunan 182.000.000 TL. nın mahsubu ile 383.000.000 TL. tutarındaki kısmının tahsiline, Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 1999/1691 takip sayılı dosyası üzerinden yapılmış olan icra takibine dayanak alınan toplam (310.000.000) TL. tutarlı senetlerden ötürü davacının borçlu olmadığının tesbitine ve ayrıca takibe konulmayan beş adet senet bedelsiz kaldığından bu senetlerin iptaline ve evinin kullanılmaması sebebiyle 8,5 aylık 1.700.000.000 TL. tutarındaki kira bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın yargılamasına katılmadıklarından davayı yasal olarak inkar etmiş oldukları mahkemece kabul edilmiştir.
Mahkemece, Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/779 esas ve 2001/1043 karar sayılı hükmünün bu davada kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ve verilen hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/779 esas sayılı hükmü ve bu hükümle sonuçlanan davada aynı mahkemece verilen önceki hükümleri bozan Dairemizin 17.11.1999 gün ve 1999/4062 esas, 99/4115 karar sayılı; 5.6.2001 tarih, 2001/2464 esas ve 2001/3030 karar sayılı ilamları ve dava dosyası kapsamı incelendiğinde; o davada, aynı davacıların, sözleşmenin feshi ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sözleşme konusu işlerden, eksik bırakılan işlerin bedeli olarak (182.000.000) TL. nın aynı davalılardan tahsilini istedikleri ve mahkemece davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Bu davada ise; davacılar, yukarıda açıklandığı üzere; sözleşmelerin feshi ile önceki davada istenen ve tahsil olunan 182.000.000 TL. tutarındaki eksik iş bedelinin, ödenen iş bedelinden mahsubu ile yükleniciye ödenmiş bakiye iş bedelinin ödetilmesine; iş bedelinin ödenmesi amacıyla yükleniciye verilen senetlerden ötürü borçlu olmadığının tesbitine ve yüklenilen işin sözleşmeye uygun yapılmaması sonucu evin kullanılamaması sebebiyle gerçekleştiği ileri sürülen kira kaybı tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Görüldüğü gibi, her iki davanın tarafları aynı olmasına karşın; dava konuları aynı değildir. Çünkü Sulh Hukuk Mahkemesine açılan davada, davacılar, Borçlar Yasasının 106. maddesinde öngörülen seçimlik haklarından biri olan akdin ifasını ve bu kapsamdaki eksik iş bedelinin ödetilmesini; bu davada ise, aynı Yasa hükmünde düzenlenen diğer bir hak olan akdin feshi ve menfi zararın tazmini, ödenen iş bedelinin iadesini talep etmişlerdir. Buna göre, her iki davanın sebebi de aynı olmamaktadır. Oysa, HUMK. nun 237. maddesi gereğince; olumsuz dava şartı olan ve kamu düzeni gereği yargılamanın her aşamasında mahkemece doğrudan gözetilmesi gereken kesin hükümden bahsedebilmek için her iki davanın taraflarının, konularının ve dava sebebinin aynı olması gerekir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca da; davanın esasının incelenerek varılacak sonuca göre mahkemece hüküm verilmesi gerekirken; koşulları oluşmadığı halde, kesin hüküm sebebiyle davanın usulden reddi doğru olmamış, hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 13.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy