(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 161) (2547 S. K. m. 56)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davalılar vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalılar vekili avukat Arzu Becerik geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-) 25.7.1999 tarihli dilekçede yükümlünün ödemeyi kabul ettiği 116.532 dolar içinde ceza alacağı da vardır. Bu miktarın 58266 doları ceza alacağıdır. B.K.161.maddesi hükmünce taraflar cezanın miktarını tayinde serbest iselerse de sözü geçen maddenin son fıkrasında hakimin fahiş derecede yüksek gördüğü ceza şartından takdir hakkını kullanarak indirim yapabileceği hükme bağlanmıştır. Hakim bu yönü görevi gereği kendiliğinden gözetmelidir. Kaldı ki, davalılar yargılama aşamasında cezanın yüksekliği ve indirimden söz etmiştir. O halde mahkemece ceza miktarından takdiren tayin olunacak tenkis tutarı saptanıp, bu miktar için dava reddolunmalıdır.
Diğer yandan davalılardan Remzi Sipahioğlu sonradan borcu taahhüt etmemiştir. 27.5.1996 günlü taahhütnamesinde sorumlu olduğu miktar 23.367.460.000 TL'dır. Borcun bu üst limitine kadar olan kısmı tahsil edilmişse müşterek borçlu Remzi Sipahioğlu'nun taahhütnameden doğan sorumluluğu ortadan kalkacağından, bu husus üzerinde durularak davalı
Remzi'nin hukuki durumunun açıklığa kavuşturulmaması da doğru olmamıştır.
İcra İflas Kanununun 67.maddesi uyarınca inkar tazminatının hüküm altına alınabilmesi için borçlunun takibe itirazında haksız olması gerekir. Somut olayda olduğu gibi uyuşmazlığın çözümü yargılamayı, özellikle bilirkişi incelemesini gerektiriyorsa borçlunun takibe itirazında haksız olduğu kabul edilemeyeceğinden davacının inkar tazminatı isteminin reddi yerine hüküm altına alınması da yanlıştır.
Davanın bir bölümü reddolunmuş iken reddolunan bu bölüm sebebiyle vekille temsil olunan davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi ayrı bir bozma nedenidir. Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 2.bentte yazılı nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, 375.000.000 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil edilen davalılara verilmesine, 2547 Sayılı Yasanın 56/b maddesi gereğince davacı üniversite harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 11.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy