(2004 S. K. m. 277, 278, 282)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı S vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalı S vekili avukat E geldi. Diğer davalılar gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK.nun 282. maddesi gereğince tasarrufun iptali davaları borçlu ve borçlu ile hukuki işlemde bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile kötüniyetli olarak iktisapta bulunan üçüncü şahıslar ve bunların mirasçıları aleyhine açılabilir.
Mahkemece 15.7.2001 günlü bilirkişi kurulu raporu hükme dayanak alınarak ve İİK.nun 278/III.b.2 bendi gereğince tüm tasarrufların iptaline karar verilmiştir. Anılan yasa hükmü uyarınca tasarrufun iptaline karar verilebilmesi için akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatı kabul ettiğinin mahkemece belirlenmesi gerekir. Somut olayda A ili Y ilçesi Kapulu köyünde bulunan ve 67 parsel sayılı olarak tapuya kayıtlı taşınmazın 27126/420864 hissesi 22.06.1998 tarihinde haklarında davacı alacaklı tarafından başlatılan ve kesinleşen icra takip borçlularınca, 20 milyar TL tutarlı ipotekle yükümlü olarak davalılardan Z ve aynı sınırlama ile yükümlü olarak Z tarafından da 11.08.1998 tarihinde diğer davalı S satış yoluyla kayden temlik olunmuştur. Hükme dayanak alınan bilirkişi kurulu raporunda ise, tasarrufa konu hissenin 22.06.1998 satış tarihindeki değerinin
22.084.000.000 TL.; 11.08.1998 tarihinde de 22.134.025.000 TL. olduğu bildirilmiştir. Davalılardan S ipotek alacaklısı bankaya 7.10.1998 tarihinde 20.200.000.000 TL. tutarında ödeme yaptığını ve tapu kaydından ipoteğin terkinini sağladığını ileri sürerek, buna ilişkin A bank Y Şubesince düzenlenen dekontu sunmuştur. Davalının bu yöndeki savunmasının doğru olması durumunda bilirkişi kurulu aracılığı ile belirlenen satış tarihlerindeki tasarrufa konu hissenin gerçek değerinin, davalı S tarafından ödenmiş olduğu ve dolayısıyla İİK.nın 278/III-2.bendinde öngörülen koşulların iyiniyet - kötüniyet hususunun taktirinde S yönünden gerçekleşmediğinin kabulü gerekecektir. Kaldı ki, bu yasa hükmünün borçlu ile doğrudan tasarrufta bulunmayan bu davalı hakkında doğrudan uygulanmayacağı kuşkusuzdur. Bu durumda da başka bir anlatımla İİK.nun 278.maddesindeki hükümlerin S hakkında doğrudan uygulanamayacağı sabit olduğuna göre aynı Yasanın 280.maddesi uyarınca bu davalının iyiniyetli olup olmadığının araştırılması gerekir. Satın alan kişinin kötüniyetini kanıtlama yükümlülüğü İİK.280/III.maddesindeki hal hariç davacı alacaklıya aittir. Davalı S taşınmaz payını iktisabında kötü niyetli olduğunun davacı tarafça kanıtlanmaması durumunda ise S hakkındaki davanın reddi gerekecektir. Bu takdirde de İİK.nun 283/III.maddesi uyarınca dava bedele dönüştüğünden tasarrufa konu taşınmaz paylarının davalı Z tarafından davalı S temlik olunduğu 11.08.1998 tarihindeki rayiç değeri araştırılarak tespit edilecek bu miktarın davacının alacağı ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davalı Z'den tahsiline ve borçlu davalılar ile diğer davalının doğrudan tasarruflarının iptaline mahkemece karar verilmesi zorunlu olacaktır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca da, davalı S hakkında 280/II.maddesi hükümlerine göre, davalı S'nin borçlunun aciz içinde olduğunu ve alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla taşınmazını gerçekten sattığını veya danışıklı olarak devrettiğini bildirdiği veya bilebilecek durumda olduğunun davacı tarafından kanıtlanmasına olanak verilmesi gerekirken yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı şekilde bu davalı hakkında davanın kabulüne karar verilmesi yanlış olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı S'nin temyiz itirazlarının kabulüne hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, 275 milyon lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı S'ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı S'a geri verilmesine, 19.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy