(4077 S. K. m. 3) (818 S. K. m. 355) (YHGK. 26.02.2003 T. 2003/15-127 E. 2003/102 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı geldi. Davalı avukatı gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı asil dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davada, davacıya ait evin dış cephe doğrama ve camlarının yapım işinin eksik ve ayıplı olması nedeniyle eksiklerin tamamlanması veya zararın tazmini istenilmiş, mahkemece, davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılıp (16.6.1998 tarihli ara kararı ile) sonuçlandırılmıştır.
4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/e maddesinde, tüketici Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlamaya göre yasa, hazır bir malı veya hizmeti satın alarak onu günlük yaşamında kullanan veya tüketen kişiyi korumaktadır. Aksinin düşünülmesi halinde üst düzey teknolojiyle gerçekleştirilen eser sözleşmesi ilişkilerinin dahi yasa kapsamında kaldığını ve bunlardan kaynaklanan uyuşmazlıkların da -yasanın amacına rağmen- tüketici mahkemelerinde bakılması gerekeceğinin kabulü icap eder. Bundan dolayı somut olayda olduğu gibi istisna (eser) sözleşmesinden doğan ilişkilerde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanması hukuken olanaklı değildir.
Açıklanan bütün bu nedenlerle davaya genel hükümlere göre ve genel mahkeme sıfatıyla bakılması yerine özel hükümler uyarınca tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması doğru olmamıştır. Dairemizin yerleşen uygulaması ve Hukuk Genel Kurulu kararları da bu doğrultudadır. (HGK. 26.2.2003 gün ve 2003/15-127 esas 2003/102 karar sayılı ilamı, 15. Hukuk Dairesi 4.3.2003 gün ve 2002/4782 esas, 2003/1049 karar sayılı ilamı vb.)
Açıklanan bu nedenlerle mahkeme kararının bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, duruşmada vekilli temsil olunmayan taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 24.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy