(1086 S. K. m. 519)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, HUMK.nun 519.maddesine dayanılarak açılmıştır. Davacı; davalının yanlar arasında oluşan ihtilafın hakemde çözülemeyeceğini beyan ederek muaraza yaratması üzerine bu davayı açmıştır.
Dava, Kadıoğlu A.Ş. tarafından Botaş aleyhine ikame olunmuştur. Davaya dayanak oluşturan (17 Aralık 1999 tarihli sözleşme, BOTAŞ ile Sumy-Kadıoğlu İş Ortaklığı arasında imzalanmıştır. Tahkim şartı aynı sözleşmenin 18. maddesinde düzenlenmiş olup geçerlidir. Sözleşme, konsorsiyum tarafından imzalandığı için bu konudaki davanın da konsorsiyum ortakları tarafından birlikte açılması veya açılan bu davaya konsorsiyumun diğer ortağı (Sumynin) icazet vermesi gereklidir. Dosyada mevcut 15.11.2002 tarihli (iş ortaklığının tasfiyesine dair protokolün) 3.f maddesinde; BOTAŞın, iş ortaklığı aleyhine tahakkuk ettirerek kesinti yoluyla tahsil etmiş olduğu 553.000 USD cezanın iptali ve iadesi nedeniyle Sumynin varsa sahip olduğu tüm hakların takibine ilişkin hak ve yetkilerin Kadıoğlu A.Ş.ye devredildiği yazılmıştır. Bu belge dosyaya davacı tarafından ibraz edilmiş olup imzası tasdik edilmediğinden geçerli olup olmadığı değerlendirilememiştir. Gerçekten de iş ortaklığı sözleşmesinden doğan haklar davacıya temlik edilmiş ise davacının tek başına bu davayı açabileceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece dosyada mevcut tasfiye protokollerinin özellikle 15.11.2002 tarihli (Sumy-Kadıoğlu iş ortaklığının tasfiyesine dair protokol) altındaki imzanın Sumy... ye ait olup olmadığının belirlenmesi için önce durumun davalıdan sorulması, davalı söz konusu belgedeki imzayı kabul etmediği takdirde imzanın Sumy(ye ait olup olmadığının belirlenmesi için mahkemece araştırma yapılması ve gerektiğinde bu şirketin davaya katılması için davacıya mehil verilmesi ve sonucuna göre davacının dava açma sıfatının bulunduğunun anlaşılması halinde davanın kabulüne aksi takdirde sıfat yokluğundan davanın reddine karar verilmelidir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile davanın kabulü doğru olmamış kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy