(818 S. K. m. 63, 104, 108)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının ise aşağıdaki bentleri kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Rize İli Çarşı Mahallesinde bulunan ve 27 ada, 2 ve 3 parsel sayılı olarak tapuya kayıtlı taşınmaz üzerine kat karşılığı inşaat yapmayı yüklenen davacı ile davalı ve dava dışı diğer arsa sahipleri arasında yapılan ve Rize Birinci Noterliğince doğrudan düzenlenen 17.11.1993 günlü ve 16249 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin taraflarının kabulü sonucu feshine ilişkin Rize Birinci Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 2001/265 esas ve 2001/271 karar sayılı hüküm, mahkemece hükme verilen kayda göre 9.4.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Ayrıca, bu hükümle; belirtilen sözleşme gereğince ve sözleşme konusu olan 2 ve 3 parsellerdeki ortaklığın giderilmesi davası sonucu Rize Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 1991/514 esas ve 1992/357 sayılı karar uyarınca davacıya intikal eden payların, davacı adına olan kayıtlarının iptaliyle, davalı da dahil arsa sahipleri adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Yanlar arasındaki sözleşmenin kapsamı ve tarafların açıklamaları ve kesinleşen Rize Birinci Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/265 esas sayılı hükmü içeriği değerlendirildiğinde; inşaat yapımı üstlenilen taşınmazların çok sayıda paydaşının bulunması sebebiyle yüklenici davacı tarafından, ortaklığın giderilmesi davası sonucu satış yoluyla ortaklığın giderilmesine mahkemece karar verilmesi durumunda açık artırma ihalesine katılması ve bu yolla satın alınması şartına bağlı olarak arsa sahipleriyle davacı arasındaki sözleşmenin yapıldığı ve ihale sonucu arsa sahiplerinin payları karşılığı satış bedelinin yatırılmasını takiben, onlar tarafından yatırılan paranın alınıp davacı yükleniciye iadesinin gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Taşınmazların ihale yoluyla davacıya satılmış olması nedeniyle de; (2) parseldeki hissesi karşılığı (87.603.225) TL, (3) parseldeki payı karşılığı (59.022.000) TL. davacı tarafından Rize Sulh Hukuk Hakimliği Satış Memurluğunun 1993/13 satış sayılı dosyasına ve dolayısıyla davalı adına bankaya yatırılmıştır. Ancak, tarafların anlaşmalarına ve sözleşme kapsamına göre, yüklenici tarafından arsa sahiplerine yapılıp teslimi yüklenilen bağımsız bölümlerin iş bedeli karşılığı, ona verilecek arsa payı olduğundan, davacı tarafından yatırılan satış bedellerinin sözleşmenin tarafı arsa sahiplerince alınıp, yüklenici davacıya verilmesi gerekmektedir. Nitekim, arsa sahipleriyle davacı arasındaki sözleşmenin feshine ve inşaat yapılacak parsellerdeki arsa sahiplerinin davacıya temlik ettikleri paylarının davacı adına olan kayıtlarının iptaline ve arsa sahipleri adına tapuya tesciliyle birlikte, birlikte ifa kuralı uyarınca, O. N. T.adına satış dosyası kapsamında bankaya yatırılan ve hesapta bulunan paranın davacı yükleniciye ödenmesine de, Rize Birinci Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2001/265 esas sayılı hükmü ile karar verilmiştir.
Borçlar Yasasının 108/1. maddesi gereğince sözleşmenin feshi halinde, yanlar yüklendikleri edimlerin ifasından kaçınacakları gibi; yerine getirmiş olduğu edimleri de Borçlar Kanununun 63 ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince sebepsiz mal edinme kuralları uyarınca geri isteyebilir. Oysa, davacı tarafından açılan ilk davada, davalıya mahkeme hükmü ile geri verilen arsa payı karşılığının 2.000.000.000 TL.; Rize Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/40 esas sayılı hükmü ile birleştirilen davada ise 4.000.000.000 TL. olduğu ileri sürülerek davalıdan tahsili istenmiştir.
Mahkeme hükmünün gerekçesinde aynen: Davacıya, banka hesabındaki paranın yasal faiziyle verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak (387.318.956) TL. nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. denilmesine karşın; hükme dayanak alınan ve davalı adına bankaya yatırılan (146.625.225) TL. nın 23.1.1995-7.9.2001 tarihleri arasındaki yasal faiz oranlarına göre faiz getirisini hesaplayan 7.5.2003 günlü bilirkişi raporuna göre 387.318.956 TL. temerrüt faizinin ödetilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır. Çünkü, yukarıda da açıklandığı üzere, davacı, Borçlar Yasasının 108/1 ve 63. maddeleri hükümleri gereğince; davalının sonradan geri vermek zorunda kalacağını bildiği ve adına bankaya yatırılan parayı ve bu paraya bankaca tahakkuk ettirilen faizin kendisine ödenmesini isteyebilir. Sözleşme davacı tarafından da fesih olunduğundan, olumlu zararının ödetilmesi isteminde bulunamaz. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca da; banka hesabında bulunan anapara ve bankaca tahakkuk ettirilen paranın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Birleştirilen davalar birbirinden bağımsızdır. Birleşen davaların, tahkikat safhası müşterek olduğundan, mahkemece birlikte incelenip karara bağlanması gerekirse de; her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Mahkemece, birleştirilen iki dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmaması da bozma nedenidir.
4- Kabule göre de; mahkemece, temerrüt faizi hesaplattırılıp hükmolunmasına karşın, Borçlar Yasasının 104/1. maddesi hükmüne aykırı olarak temerrüt faizine de faiz yürütülmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1.) bentte belirtilen nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlerde açıklanan sebeplerle de temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulmasına, aşağıda yazılı bakiye 2.100.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 20.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy