(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 599, 690)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili avukatı M Ç ile davalı N Y vekili avukat U Ç geldiler. Diğer davalılar gelmediler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK.nın 72.maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, davacılar bono keşidecisi, davalılar A ve M K senedin lehtarlarıdır. Senet bu kişiler tarafından N Y'e ciro edildikten sonra icraya konularak tahsil edilmiş, dava süresi içerisinde açılmıştır. İİK.72.maddesinde düzenlenen menfi tespit davalarında davacı borçluların öncelikle senet alacaklılarına borçları bulunmadığını yazılı delillerle ispat etmeleri gerekir. Dava konusu senedin 4.8.1998 tarihli adi sözleşme gereğince davalıya verilecek ödünç paranın karşılığında düzenlendiği anlaşılmaktadır. Yine aynı belgede yüklenicilerin de davacıya aynı miktarlı senedi teminat için verdikleri görülmektedir. Davaya konu bononun gerçek bir borcu yansıtmadığı bu belge ile sabit durumdadır. Nevar ki davalılar M ve A davaya cevap vermemişler duruşmaya da katılmayarak münkir duruma düşmüşlerdir. Bu durumda mahkemece 4.8.1998 tarihli fesihnamedeki imzaların bu davalılara ait olup olmadığı incelenmeli, davalılara ait olmadığı anlaşıldığı takdirde dava şimdiki gibi reddedilmelidir. İmza incelemesi sonucunda imzaların senet lehtarlarına ait olduğu anlaşıldığı takdirde, senedin bu davalılar bakımından geçersiz olduğu kabul edilmeli ve yine "TTK.690.md.yollaması ile bonolar hakkında uygulama imkanı bulunan aynı kanunun 599.md. uyarınca" senet hamili durumundaki N'nin senedin karşılıksız olduğunu ve senedi iktisap ederken bile bile borçluların zararına hareket etmiş olduğu davacılar tarafından dinletilen şahitlerin ifadelerinden anlaşıldığından bu kişinin de gerçek alacaklı olmadığı kabul edilerek senetten dolayı davacıların tüm davalılara borçlarının bulunmadığına ve istirdada karar verilmelidir. İnkar tazminatı talebi de mahkemesince değerlendirilmelidir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, 275 milyon lira duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 26.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy