(818 S. K. m. 53, 99)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, taraflar arasında düzenlenen 4.9.1995 tarihli eser sözleşmesinin ifası sırasında, doğalgaz borusunun tahrip edilmesi sonucu meydana gelen patlamayla dava dışı 3.kişi Mehmet 'e ait otelde oluşan hasar nedeniyle ödenen tazminatın davalı yükleniciden rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava ve kararın dayanağını oluşturan A 19.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/118 E. sayılı dosyasında, 3.kişi tarafından davalı yüklenici ve A Genel Müdürlüğü aleyhine açılan tazminat davasında A 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 1995/312 E. sayılı dosyasındaki rapor esas alınarak, A Genel Müdürlüğü elamanının da kusurlu olduğu kabul edilerek, tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği belirtilmiştir. Ayrıca ceza mahkemelerinde verilmiş kusur oranları B.K.53. maddesi gereğince hukuk hakimini bağlamaz ise de A 19.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/118 E. sayılı dosyası ile kesinleşen kararında davacı idare elemanı Muharrem'in 1/8 oranında kusurlu olduğu kabul edildiğinden, hukuk mahkemesince kabul edilen bu kusur oranının mahkemeyi bağlayacağı kabul edilmiştir. Yasa ve yerleşmiş Yargıtay kararları gereği 3.şahıslara karşı müteselsil sorumlu olan davacının açtığı bu tür davalarda müteselsil sorumluluk kurallarının uygulanmayacağı davacının ancak haksız fiil kurallarına göre sorumlu olanlara kusuru oranında rücu hakkını kullanabileceği, davalı yüklenicinin olayda 2/8 kusuru nedeniyle, davacının ödediği tazminatı davalıya ancak bu oranda rücu edilebileceğinden bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki ilişki istisna akdinden kaynaklandığından, davalı yüklenicinin, davacı iş sahibine karşı sorumluluğunun taraflar arasındaki sözleşme ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir.
Taraflar arasında düzenlenen 4.9.1995 tarihli sözleşmenin 9.maddesinde "müteahhit, yapı işlerinde işçi sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Yapı sırasında çıkabilecek kazalardan ve bu kazaların sebep olabileceği zararlardan doğrudan doğruya müteahhit mesul olacaktır. Kazaların doğuracağı zarar, ziyan ve tazminatları yüklenici sigortası vasıtasıyla veya tamamen kendi mali mesuliyeti ile karşılar idareden hiçbir hak ve tazminat talebinde bulunamaz." ve 29.maddesinde ise "işin yapımı sırasında ve yapıldıktan sonra 3.şahısların ( bütün kuruluşlar, kişiler ve A dahil ) yapılan işlere vereceği zararlar sigorta kapsamında olmalıdır. Aksi takdirde bu gibi zararları yüklenici kendi mali mesuliyeti kapsamında gidermekle yükümlüdür. Söz konusu sigortalar nedeniyle yükleniciye herhangi bir ödeme yapılmaz." hükümlerine yer verilmiştir. Sözleşmenin bu hükümlerine göre davalı yüklenicinin gerek 3.kişilerin işe vereceği zararlar, gerekse işin ifası sırasında 3.kişilerin uğrayabileceği zararlar için A Risk Sigortası yaptırması ve 3.kişilere verilebilecek zararların doğrudan doğruya müteahhit tarafından karşılanması gerekmektedir. Müteahhit ödemiş olduğu miktar yönünden idareye rücu edemez.
Sözleşmenin bu maddeleri aynı zamanda davacı iş sahibi lehine B.K.99. maddesi gereğince mesuliyetten kurtulma ( beraat ) şartı olup, madde hükmüne göre davacı İdare ancak hile veya ağır kusuru halinde sorumlu tutulabilir. Dava konusu olayda dosyada mevcut A 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 1995/312 E. 1996/186 K. sayılı ilamında, davacı idare elemanı Muharrem'in 1/8 oranında kusurlu olduğu belirtilerek, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş ve bu kişi hakkında A 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 1997/233 E. sayılı dosyasıyla kamu davası açılmış ise de sanığın kendisine bağlı alt birimler vasıtası ile gerekli kontrolleri yaptırdığı ve kontrolör firmanın da bulunduğu, yatırım daire başkanı olan sanığın her imzasının bulunduğu sözleşmedeki işin başına giderek gerekli kontrolleri yapmasının mümkün bulunmadığı, bu nedenle şahsi sorumluluğunu gerektiren cezai bir sorumluluğunun bulunmadığı, yapılan sözleşme ile meydana gelen kaza arasında sanığın cezai sorumluluğunu gerektirecek illiyet rabıtasının bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmiştir. Tüm dosya kapsamı itibariyle davalı yüklenici ve elemanlarının kusurunun İdareye oranla daha ağır olduğu anlaşılmaktadır. İdarenin iş kanunu kapsamındaki sorumluluğu ile sözleşme ve Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde sorumluluğunun tamamen farklı değerlendirilmesi gerekir. Tüm bu açıklamalar ışığında mahkemece yanlar arasındaki sözleşme hükümleri ve B.K.'nun 99.maddesi gereğince, davacı tarafından ödenen tazminatın tamamının, davalı yükleniciden tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı İdare yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 9.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy