(818 S. K. m. 365, 366)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı yüklenici davacı belediyeye yaptığı işler nedeniyle iş bedelinden doğan 21.282.788.331 lira asıl alacak ve 5.860.000.000 lira işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.142.788.331 lira alacağının tahsili için İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 1999/4807 sayılı dosyası ile icra takibine girişmiş, borçlu belediye vekili 25.6.1999 tarihli itiraz dilekçesiyle, asıl alacağın 1.443.063.331 liralık bölümüne ve işlemiş faiz tutarı 5.860.000.000 lira ile takipten sonra işleyecek faiz oranına itiraz etmiş, takip itiraz olunmayan 19.839.725.000 lira yönünden kesinleşmiştir.
İş sahibinin asıl alacağın bir bölümüne ve faize yönelik itirazı nedeniyle yüklenici tarafından İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2001/1445 esas sayılı dava açılmış yargılama sonucu iş sahibinin takibe itirazında haklı olduğu anlaşıldığından, davanın kabulü ile takibin asıl alacak tutarı olan 19.839.725.000 lira üzerinden ve takip tarihinden itibaren %80 ve değişen oranlarda faiziyle birlikte devamına karar verilerek, karar kesinleşmiştir.
İş sahibi belediye açmış olduğu işbu davada; daha sonra İçişleri Bakanlığı müfettişlerince yapılan inceleme sonucu 1998-1999 yıllarında davalı yüklenici tarafından emanet usulüyle yapılan bu işler nedeniyle yükleniciye 14.220.199.978 lira fazla ödeme yapıldığının anlaşıldığını ileri sürerek daha önce 19.839.725.000 lira olarak kesinleşen icra takibi nedeniyle 5.595.433.022 lira borçlu olup müfettiş raporunda belirlenen kısım için borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit talebinde bulunmuştur. Daha önce İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2001/1445 esas sayılı dosya ile görülüp sonuçlanan davada, davanın konusu, asıl alacağın 1.443.063.331 liralık kısmı ile takibe konu işlemiş faiz ve takipten sonra işleyecek faiz oranına ilişkindir.
Dolayısıyla her iki dava konusunun aynı olması söz konusu değildir. Davalardaki taleplerin farklılığı nazara alınarak, işbu davada işin esasına girilip, davacının müfettiş raporunda belirlenen miktar yönünden borçlu olmadığının tespiti talebiyle ilgili bir karar verilmesi gerekirken, ortada kesin hükmün varlığından kesin hüküm olmasa bile önceki davada verilen hükmün kesin delil niteliği taşıdığından bahisle, işin esasına girilmeyerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 03.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy