(2004 S. K. m. 281, 282)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddeleri hükümlerine dayalı olarak açılmış olup, davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, K 3.İcra Müdürlüğü'nün 1999/1810 takip sayılı dosya üzerinden davalılardan Ahmet tarafından müvekkili davacıların takip borçlusu Alparslan hakkında kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla başlatılan icra takibine dayanak alınan 12.10.1998 keşide ve 19.7.1999 vadeli ( 65.000 ) Alman Markı tutarlı bononun, davacılardan mal kaçırmak amacıyla Alpaslan tarafından keşide olunduğunu ileri sürerek, davalılar arasındaki bu tasarrufun iptalini istemiştir.
Davalılar, bononun Alpaslan'a, Ahmet tarafından verilen borç para sebebiyle düzenlendiğini ve takibe konulduğunu savunarak davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece dava, işlemin bir borçlanma işlemi olduğu ve borçlunun üçüncü kişilerle yaptığı tasarruflardan sayılmadığından iptalinin de istenemeyeceği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Mahkeme hükmü, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir ( İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır ( İİK.md.281 ). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Genelde denilebilir ki, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Özetle açıklanan bu hukuksal çerçeve dahilinde somut olaya dönüldüğünde ise; yukarda içeriği belirtilen ve Türk Ticaret Yasasının 688.maddesinde öngörülen zorunlu unsurları taşıdığından hukuksal niteliğince kambiyo senetlerinden olan "bono" ile borçlu davalı diğer davalıya borçlanmıştır. Borçlunun mal varlığını azaltıcı nitelikteki bu işlem borçlunun üçüncü kişi ile yaptığı bir tasarruf muamelesidir. Az yukarda da açıklandığı üzere, İİK.nun 282.maddesi, borçlu tarafından üçüncü şahıslara yapılan ÖDEME'yi bir tasarruf muamelesi saydığı gibi; üçüncü şahıslarla uyuşarak diğer alacaklıların zararına yapılan bütün borçlandırıcı işlemler de borçlu tasarrufları kapsamındadır. Bu hukuksal nedenlerde, davalılar arasında düzenlenen "bono" niteliğindeki işlemin, borçlunun iptale tabi tasarruflarından olmadığına yönelik mahkemece gösterilen gerekçede isabet yoktur.
İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 4949 Sayılı Yasanın 66.maddesi ile değişik İİK.nun 280/1.maddesi hükmü, aynı Yasanın geçici 5/38.maddesi uyarınca Kanununun yürürlüğe girmesinden önce açılmış ve derdest olan iptal davalarında da uygulanır. İİK.nun değişik 280/1.maddesi hükmü gereğince mal varlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir.
Tasarrufun iptali davasının usul ve maddi hukuk açısından ön koşullarının gerçekleşmesi durumunda; mahkemece, yanların tüm yasal delilleri toplanıp değerlendirilerek uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerekirken, mahkemece yukarda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, iptal davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir ( İİK.md.277 ). Bu husus, dava şartı olup, hakim görevi gereği doğrudan gözetmek zorundadır. Dava dosyası kapsamına göre, davacı tarafından İİK.nun 143.maddesi gereğince kesin aciz belgesi veya 105/1.maddesi uyarınca kesin aciz belgesi hükmünde sayılan haciz tutanağı veyahut 105/2.maddesi hükmünce geçici aciz belgesi niteliğinde haciz tutanakları sunulmamıştır. O halde mahkemece, mahkeme hükmünün Yargıtayca bozulmasından sonra bile davacı tarafından sunulabileceği gözetilerek, borçlu hakkında geçici yahut kesin aciz belgesi varsa ibraz etmesi için davacıya olanak verilmesi ve hatta icra dosyası kapsamı incelenerek böyle bir aciz belgesi ya da aciz belgesi sayılabilecek haciz tutanağı olup olmadığının araştırılması da gereklidir.
Yukarda açıklanan hususlar gözetilmeden, yazılı şekilde mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 21.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy