(4721 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 344)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı A.Ş.Y. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edildikten sonra gelmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, dava konusu bono nedeniyle davacı şirketin davalılara borçlu olmadığının tespiti istemiyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı A.Ş.Y. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu senedin davacı şirket tarafından davalı şirkete teminat amacıyla verildiği 16.12.1999 tarihli anlaşma başlıklı belge içeriğinden anlaşılmaktadır. Söz konusu senet davalı şirket tarafından diğer davalı A.Ş.Y.a ciro yoluyla devredilmiştir. Senedin ön ve arka yüzünde teminat senedi olduğunu gösterir herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Senedi ciro yoluyla devralan davalı A.Ş.Y. kural olarak iyi niyetlidir. Bu davalının 16.12.1999 tarihli belgede imzası bulunmamaktadır. Davacı şirketin, davalı A.Ş.Y.ın senedin teminat senedi olduğunu bilerek senedi ciro yoluyla devraldığını, yani kötüniyetli olduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı taraf, davalı A.Ş.Y.ın kötüniyetli olduğunu ispat edememiştir. Mahkemece davalı A.Ş.Y. yönünden de davanın kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Ancak davacı vekili dava dilekçesinde yasal her türlü delil demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan, davacı tarafa davalı A.Ş.Y.a kötüniyeti yani senedi teminat senedi olduğunu bilerek devraldığı konusunda yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre değerlendirme yapılıp, karar verilmesi gerekir.
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı A.Ş.Y. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı A.Ş.Y.a geri verilmesine, 23.09.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
TTK. nun 690. maddesinin yollamasıyla, aynı yasanın 599. maddesi hükmü gereğince, hamil yönünden bononun iptaline karar verilebilmesi için borçlunun öncelikle bononun karşılıksız olduğunu lehdara karşı; hamilin bono ya da bonoları devralırken bunların karşılıksız olduğunu bildiği ve bu husus bile bile borçlu davacının zararına devraldığını ve kötüniyetli hamil olduğunu da hamile karşı yasal delillerle kanıtlaması gerekir.
Yasanın iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. (TMK. Madde 3) Medeni Yasanın 24 ve Borçlar Yasasının 49. maddeleri hükümleriyle korunan ve zarara uğratılması olanaklı bulunan kişilik hakları kapsamında; kişinin onur ve saygınlığı, namus ve haysiyeti de vardır.
Yemin, uyuşmazlığın çözümünde kişinin vicdanını hakem kılan, yasal ve kesin bir delildir. Bir dava da, bir tarafın diğerine yemin yöneltmesi demek, iddianın sonucunu yemin edecek kimsenin iradesine ve vicdanına bırakmak, yani onun söyleyeceklerinin gerçek olduğunu hakimin kabul etmesine önceden rıza göstermek demektir.
HUMK. nun 339. maddesinde yeminin eda edilmesi şekli gösterilmiştir. Hakim, ... size sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza Allahınız ve namusunuz üzerine yemin eder misiniz şeklinde yemin edecek olana sorar, o da önerilen yemini eda edecek ise Allahım ve namusum üzerine yemin ediyorum der. O halde, bono ya da bonoları devralan hamile hakim, bonoların karşılıksız olduğunu bilerek borçlunun zararına devralıp almadığını ve kötüniyetli hamil olup olmadığını yemini tahtında sormak durumunda olacak, o da önerilen yemini eda etmez ise kötüniyetli ve başkasına zarar veren bir kimse sayılacak; eda ettiğinde de Allahı ve namusu üzerine yeminle iyiniyetli bir kimse olarak kabul edilebilecektir. Kötüniyetli kimse, toplum tarafından başkalarına zarar verebilecek ve kınanabilecek kimse olarak kabul edilir. Kişinin yeminle iyiniyetli ya da kötüniyetli bir kimse olduğunu kanıtlaması beklenemez. Aksine olan durum, namus ve haysiyete ve bu kapsamda kişilik haklarına aykırı olur. Oysa, HUMK. nun 352. maddesi gereğince; yemin ancak yemin edecek kimsenin namus ve haysiyetine etkili veya cezayı gerektirici sorunlardan başka eylemler hakkında verilir. Bu kural emredici hukuk kuralı olup, yemin edecek olanın kabulü halinde dahi mahkemece önerilen yemin eda ettirilemez. Bu sebeplerle, bu yöndeki sayın çoğunluğun bozma nedenine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy