(1086 S. K. m. 163, 283, 286, 409, 414) (HGK. 15.04.1992 T. 1992/2-131 E. 1992/240 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı-k.davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili avukat Berkant Y. ile davalı-k.davacı vekili avukat Selahattin A. geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Yanlar arasında yapılan 18.10.1999 tarihli yazılı sözleşme gereğince; davacı Yonga İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited şirketince yapımı yüklenilen Akçalar Kütük Evler Konut Yapı Kooperatifine ait inşaatın temel kazısı ve kooperatif iç yollarının yapım işini alt yüklenici olarak davalı-karşı davacı Osman S. yüklenmiştir.
Davalı-karşı davacı tarafından yüklenilen edimin, sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirilmediği ileri sürülerek davacı-karşı davalı tarafından sözleşmenin feshi bildiriminde bulunulmuş ve fazla iş bedeli ödendiği iddiasıyla Bursa 8.İcra Müdürlüğünün 2000/15588 takip sayılı dosyası üzerinden fazla ödeme tutarının ve işlemiş temerrüt faizinin ödetilmesi istemiyle hakkında başlatılan icra takibine davalı-karşı davacının vaki itirazı üzerine, davacı-karşı davalı şirket itirazın iptalini istemiştir.
Karşı davada ise, karşı davacı akaryakıt fiyat farkı ve 2000 yılı eskalasyon farklarından kaynaklanan (36.000.000.000) TL. nın karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Davacının davasının kısmen kabulüne; karşı davacının davasının reddine yönelik mahkemece verilen hüküm, davalı karşı davacı vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece yaptırılan inceleme sonucu bilirkişi kurulunca sunulan 14.11.2002 günlü rapora karşı itirazlarını karşı davacı-davalı vekili 21.2.2003 tarihli dilekçesiyle bildirmiş ve bildirilen itirazların değerlendirilerek cevaplandırılması için mahkemece 2.4.2003 tarihinde ara kararı alınmış ve bu ara kararı gereğince aynı bilirkişi kurulu 27.10.2003 günlü ek raporunu mahkemeye sunmuştur. Bu ek raporda karşı davacı vekili, 11.12.2003 tarihli dilekçesiyle itirazda bulunmuş ve yeniden bilirkişi kurulu oluşturularak inceleme yapılmasını istemiştir.
10.12.2003 tarihinde yapılan yargılamada; davacı-karşı davalının davası, HUMK. nun 409. maddesi gereğince mahkemece işlemden kaldırılmış ve bu davada yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olup, karşı davada bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. 10.3.2003 tarihli ara kararının ikinci bendinde bilirkişi incelemesi için gerekli giderler açıklanarak kararın kendisine tebliğinden itibaren (10) gün içinde ara kararı gereğinin yerine getirilmemesi halinde karşı davacının isteklerinden vazgeçmiş sayılacağına karar verilmiştir.
Az yukarıda açıklandığı üzere; alınan asıl ve ek bilirkişi kurulu raporları, mahkemece de hüküm vermeye yeterli görülmediğinden karşı davada bilirkişi kurulunun oy ve görüşünün alınmasına karar verilmiştir.
Gerçekten de, hakim, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırmak veya bilirkişiden açıklık olmayan konularda ek ve tamamlayıcı görüş alabilmek yetkisine sahiptir (HUMK. Madde 283, 286). Hatta, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse; hakim, önceki veya yeniden seçeceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabilir. Somut olayda da, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabilmesi amacıyla, yapılması gereken işler belirtilmek ve ara kararının yerine getirilmemesi durumunda ne gibi işlem yapılacağı ve sonucunun ne olacağı açıklanmak suretiyle ayrıntılı olarak gösterilen masrafın, ara kararının tebliğinden itibaren on gün kesin süre içinde yatırılması için karşı davacıya mahkemece süre verilmiştir.
HUMK. nun 163. maddesi hükmü gereğince; Kanunun belirlediği süreler kesindir. Bu sürelerde yapılması gereken işlem yapılmazsa o hak düşer. Hakim belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Ayrıca, mahkemece yapılması emredilen işlemin gerektirdiği masrafları, verilen süre içinde yatırmayan taraf isteğinden vazgeçmiş sayılır (HUMK. Madde 414) . Bütün bu düzenlemelerde güdülen asıl amaç, davaların uzun süre elde kalmasını önlemek ve yargılama aşamasında verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamaktır (YHGK. 15.4.1992 tarih, E.1992/2-131, K.1992/240) .
Oysa, dava dosyası kapsamına göre; karşı davacı tarafından, mahkemece verilen kesin süresi içinde yatırılması emredilen tüm masrafın yatırılmış ve kesin süreli ara kararı gereğinin yerine getirilmiş olduğu açıklıkla anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan hukuksal nedenlerle, yeniden bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak, gerçeğin tam ve doğru olarak ortaya çıkabilmesi için karşı davacının tüm itirazlarını ve hatta ileri sürüldüğünde davacı-karşı davalının da tüm itirazlarını cevaplandırır şekilde denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor almak ve varılacak sonuca göre hüküm vermekten ibaret olmalıdır. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacıya geri verilmesine, 06.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy