(818 S. K. m. 106, 107) (4721 S. K. m. 716)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptali tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemi ile açılmış, mahkemece tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Tarafların murisi A.'ın 12.1.1995 tarihli vasiyetnamesinin tenfiz edilmesi sonucunda, 500 ve 1277 parsel numaralı taşınmazlar davalılar adına tapuya tescil edilmiştir. Daha sonra taraflar arasında 11.3.1996 tarihli adi yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır. Bu sözleşme ile davalılar davacının miras payını kabul etmişler ve 499 parselin davalılar tarafından satın alınmasından sonra her üç parsel üzerine yapılacak işhanından davacıya belirtilen bağımsız bölümleri vermeyi kabul etmişlerdir. Sözleşmede belirtilen 499 parsel davalılar tarafından satın alınmış, üç parsel birleştirme işlemi sonucunda 1683 parsel olarak 30.4.1997 tarihinde davalılar adına tapuya tescil edilmiştir. Davalılar sözleşmede davacının miras payına karşılık üç bağımsız bölüm vermeyi kabul ettiklerine ve 499 parselin tapu kaydını satın alıp, tevhit işlemini de gerçekleştirdiklerine göre davacının muristen kalan parsellerdeki payının davalılar adına tescil edildiğini kabul etmek gerekir. Bu şekilde adi yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmesi geçerli hale gelmiş sayılır. Davalılar yasal bir engel olmadığı halde dava tarihine kadar inşaat yapımı için girişimde bulunmamışlar, ruhsat dahi almamışlardır.
Davanın açılmasından sonra davalılar tarafından 5.7.2000 tarihinde yapı ruhsatı alınmışsa da, inşaatın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmede inşaatın yapımı için kararlaştırılan süre dolduğu halde, inşaat yapılarak davacıya bağımsız bölümleri teslim edilmediğinden davalıların temerrüde düştüklerini kabul etmek gerekir. Dosyadaki deliller dikkate alındığında, BK. nun 107. maddesindeki şartların gerçekleştiği, ayrıca davalılara ihtarname ile süre tanınmasına gerek olmadığı sonucuna varılmaktadır. Davacı BK.nun 106. maddesindeki seçimlik hakkını aynen ifadan vazgeçerek, bağımsız bölümlerin tamamlanmış bedelleri karşılığı tazminat olarak kullandığından, bilirkişilerce belirlenen davacıya verilmesi kararlaştırılan üç adet bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle piyasa rayiç bedellerinin, davacının istek miktarı da gözetilerek, karar altına alınması gerekir. Mahkemece geçerli hale gelen sözleşme ve davalıların temerrüdü dikkate alınmadan, muristen kalan iki adet arsanın değerlerine ve davacının mahfuz hissesine göre hesaplanan tazminat miktarının karar altına alınması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte yazılı nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent uyarınca kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı duruşmada vekille temsil olunmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 18.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy