(2004 S. K. m. 277, 280) (YHGK. 26.06.2002 T. 2002/15-543 E. 2002/552 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Osman Hacıbekiroğlu ile davalı Alper Temel vekili avukat Yüksel Acun ve davalı Ayşe Arzu Kolçak vekili avukat M. Atilla Bostancıoğlu geldi. Davalı Cemal Doğan gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava İİK.nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptaline ilişkindir.
Mahkemece, üçüncü kişi durumunda olan Ali Cemal Doğan'ın borçlunun içinde bulunduğu durumu bildiği ve zarar verme kastının varlığı kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK.'nun, 30.7.2003 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4949 Sayılı yasa ile değişik 280. maddesinin birinci fıkrasında Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafça bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır. hükmü; aynı maddenin ikinci fıkrası ile de Üçüncü şahıs borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan veya sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur. Bunun hilafını üçüncü şahıs, ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre ispat edebilir. hükmü getirilmiştir. Ayrıca 4949 Sayılı Yasa ile İİK.'na eklenen geçici 5. maddenin 38. bendinde, İİK.'nun 280. maddesinde değişiklik yapan hükmün kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılmış ve derdest olan iptal davalarında uygulanacağı kabul edilmiştir.
Davalı Ali Cemal Doğan'ın borçlunun yanında çalıştığı dosyada bulunan delillerle sabittir. Esasen bu hususu kendisi de kabul etmektedir. O halde üçüncü kişi durumunda olan Ali Cemal Doğan'ın, yukarıda açıklanan yasal düzenleme karşısında borçlunun durumunu bildiği ya da bilmesi gerektiğinin kabul edilmesi gerekir. Sonuçta taşınmaz borçlunun eşine dönmüş ve boşanma tazminatından da bahsedilmemiştir.
Davacı alacaklı takibe konu edilen çekin 30.12.1998 tarihli olmasına rağmen çekin 1998 yılının Kasım ayında verildiğini iddia etmiştir. Tasarrufun iptali davasının ön koşullarından birisi de borcun doğumunun tasarruf tarihinden önce olmasıdır. Bazı durumlarda, özellikle de kambiyo senetlerine dayalı alacaklarda borcun daha önce doğmasına rağmen senetlerin daha sonraki bir tarihte düzenlendiği ya da düzenleme tarihinden sonraki bir tarihin yazıldığı uygulamada sıkça görülen bir husustur. Eğer bu şekilde borcun vade veya takip tarihinden dolayısıyla da tasarruf tarihinden önce doğduğu iddia edilmişse bunun araştırılması gerekir. Bu yön Hukuk Genel Kurulunun 26.6.2002 gün ve 2002/15-543/552 sayılı kararında da kabul edildiği gibi dava şartı olup mahkemece de re'sen incelemeye tabidir.
İptale konu edilen tasarruf tarihi 24.12.1998 ve takip dayanağı çekin tarihi de 30.12.1998 ise de davacı, çekin 1998 yılı Kasım ayında verildiğini, dolayısıyla borcun doğumunun tasarruf tarihinden önce olduğunu iddia etmiştir. Borçlu 25.12.1998 tarihinde bankaya talimat vererek çekin kaybolduğunu bildirmiş ve ödeme yasağı konulmasını istemiştir. Böylece çekin 30.12.1998 tarihinde keşide olunmadığı ortaya çıkmıştır. Tasarruf ise 24.12.1998'de yapıldığından borcun daha önce doğduğunun kabulü gerekir. Tasarruf tarihi ile icra takibi arasında İİK.nun 280. maddesinde kabul edilen, tasarruf tarihi ile haciz veya iflas yoluyla yapılacak icra takibi arasındaki beş yıllık sürenin dolmadığı da dikkate alınarak tasarrufun iptaline karar verilmelidir. Aksi düşüncelerle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 24.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy