(1086 S. K. m. 288)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava eser sözleşmesine dayalı iş bedelinin tahsili için yapılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı yüklenici, davalıya ait tarlaya ( damlama sulama ) sistemi kurduğunu, bu sistem için ilaç ve gübre alındığını ayrıca davalının önceye ait açık hesabının da bulunduğunu, bu işler nedeniyle davalının 20.9.2000 tarih ve 1.400.000.000 TL bedelli bono tanzim ettiğini, ancak 800 milyon TL bakiye alacağının davalı borçlu tarafından ödenmediğini ileri sürmektedir. Davalı ise bonoyu tarlasına yaptırdığı damlama sulama sistemi bedeli olarak davacıya verdiğini ve 200 milyon TL borcu kaldığını savunmuştur. Mahkemece, davalı borçlunun ödediği 1.350.000.000 TL'nin 600 milyon TL.sinin bono için, 750 milyon TL'sinin ise önceden var olan açık hesap için ödendiği benimsenerek bonodan dolayı 800.000.000 TL borç kaldığı sonucuna varılmıştır.
Somut olayda davacıya 1.350.000.000 TL ödemenin yapıldığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davalının kabulünde olan 200 milyon lira borç dışında alacaklı olduğuna dair hukuki ilişkiler davacı tarafından usulen ispatlanmamıştır. Davalı da kabul edilen 200 milyon TL dışındaki alacağın dayandığı hukuki ilişkiyi inkâr etmiştir. Bu ilişkinin varlığı HUMK.nun 288.maddesi gereğince davacı tarafından senetle ispat olunmalıdır. Fatura tek başına akdi ilişkinin ispatına yeterli değildir. Ancak davacı dava dilekçesinde "sair tüm deliller" demek suretiyle yemin deliline de dayanmış sayılacağından, davacıya bu hakkı hatırlatılmalı ve sonucunda bono dışındaki diğer ilişkiler inkar edildiği takdirde davalının icra takibindeki 200.000.000 TL'lik bölüme yaptığı itirazın iptaline karar verilmeli, aksi takdirde yemindeki açıklamalara göre dava sonuçlandırılmalıdır. Bunun dışında bononun vade tarihinden itibaren faiz yürütülüp işlemiş faize yeniden faiz uygulanmamalıdır. Bu hususlar üzerinde durulmadan delillerin takdirinde hataya düşülerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 22.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy