(818 S. K. m. 356, 362, 364, 366, 389) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı-k.davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili avukat Tayfun Ilıca geldi. Davalı-k.davacı avukatı gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı-k.davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davada, tadilat ve dekorasyon imalatından kalan alacağın ödetilmesi istenilmiştir.
Davalı, imalatın ayıplı ve anlaşmaya uygun olmadığından davanın reddini savunmuş, karşı davasında fazla ödemenin iadesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı ve karşı davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Borçlar Yasası'nın 355 ve devamı maddelerinde yer alan eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Kural olarak yüklenicinin bedele hak kazanabilmesi için yükümlendiği eseri sözleşmeye ve tekniğine uygun imal ve teslimi gerekir (BK. 356. madde). İş sahibinin yükümlülüğü ise kararlaştırılan bedeli ödemektir (BK. 364. madde). İş sahibi eserin tesliminden sonra makul sürede eseri muayene ve gözle görülebilen (açık) ayıpları var ise yükleniciye ihbarla yükümlüdür Aksi halde yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur (BK. 389. ve 362. madde).
Somut olayda, taraflar arasında eserin niteliği ve bedeli konusunda yazılı sözleşme yapılmış değildir. Sözlü anlaşmanın varlığı ve ödemelerin 272 milyar TL. olduğu çekişmesizdir. Hal böyle olunca yapılan imalatı kanıtlamak görevi yükleniciye ait olup bedelin yapıldığı yıl rayiçleriyle hesaplanması gerekir (BK. madde 366). Mahkeme aracılığıyla mahallinde yapılan tesbitte alınan bilirkişi raporunda 335.141.262.500 TL. imalat ve mimarlık hizmetleri yapıldığı saptanmıştır. Davacı, bir kısım imalatın dahil edilmediği belirtmiş ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davasını açmıştır. Davalı tarafından yaptırılan tespitte ise davacının KDV dahil 218.085.241 TL. imalat gerçekleştirdiği hesaplanmıştır. Görülüyor ki her iki rapor arasında önemli oranda çelişkinin varlığı açıktır. Mahkemenin mahallinde yeniden incelemeyle aldığı raporda ise yüklenicinin KDV dahil toplam 247.818.208.698 TL. alacağı bulunmuştur.
Yüklenici bu rapora karşı bir kısım imalat tutarının eksik olduğu gibi özel nitelikli imalatlarda bedelin düşük hesaplandığını belirterek teknik itirazda bulunmuştur. Davacının bu itirazları cevaplandırılmadığı gibi alınan raporda tespit raporları arasındaki çelişkinin nedeni de açık seçik ortaya konulmuş değildir. Bu haliyle raporun hükme esas alınamayacağı ortadadır. O halde mahkemece yapılması gereken iş, yeniden oluşturulacak bilirkişiler aracılığıyla -gerektiğinde mahallinde keşif yapılması suretiyle- davacının yaptığı tüm imalatları yapıldığı yıl fiyatlarıyla ve davacının sunduğu fatura vs. belgeler de dikkate alınarak, özel nitelikli imalatların kabul edilebilir fiyatları davacı itirazları gözetilmek suretiyle hesaplatmak ve bundan ödemenin düşülmesiyle iş sahibinin ayıp ihbarının olmadığı da dikkate alınmak suretiyle Yargıtay denetimine elverişli rapor almak, asıl ve karşı davayı buna göre sonuçlandırmak olmalıdır. Bu hususlar üzerinde durulmadan hükme varılması doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 450,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalı ve karşı davacıdan alınarak davacı ve karşı davalı yükleniciye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı-k.davalıya geri verilmesine, 14.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy