(4721 S. K. m. 692) (818 S. K. m. 355) (1086 S. K. m. 409)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılardan E.A, T.G, B.G. vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kâğıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar
Dava, arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin yüklenicilerin temerrüdü nedeniyle feshi, davalı yükleniciler ve yüklenicilerden tapudan pay satın alanların adlarına olan tapu kaydının iptali ve davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile sözleşmenin feshine davacının hissesi oranında tapu kayıtlarının iptali ve tesciline dair verilen karar davalılar T.G, B.G ve E.A vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Feshi istenen, İstanbul 4. Noterliği'nde düzenlenen 03.11.1995 gün ve 27428 yevmiye nolu düzenleme şeklinde satış vaadi ve kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesini arsa sahipleri olarak davacı ve dava dışı M.S.T ile yüklenici olarak davalılar T.G ve B.G ile dava dışı S.A imzalamışlardır.
Dava dışı arsa sahibi MST halen dava konusu taşınmazda hisse sahibi değilse de 20/60 payını sözleşmeye dayalı olarak yüklenicilere devrettiğinden sözleşmeden doğan haklan mevcuttur. Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin yapılması veya feshi taşınmazın tamamı üzerinde yapılan tasarruf niteliğinde olduğundan TMK'nın 692. maddesi uyarınca tüm paydaşların (arsa sahiplerinin) birlikte hareket etmesi zorunludur. Bu nedenle zorunlu dava arkadaşlığı olduğundan dava dışı arsa sahibi MS'nin davaya muvafakatinin sağlanması veya davaya katılması suretiyle, davacı açısından taraf teşkilinin tamamlanması gerekirken bu husus gözden kaçırılarak davaya devamla sonuçlandırılması doğru olmamıştır.
Öte yandan açılan davanın sonucunun şimdiki gibi olması durumunda sözleşmeyi yüklenici sıfatıyla imzalayan S.A.'nın hukuki haklarını etkileyeceğinden yükleniciler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle bu şahsın da davada davalı olarak yer alması zorunludur. Ancak hukukumuzda istisnai haller dışında dahili dava müessesesi olmadığından dava dışı yüklenicinin dahili dava yoluyla davada taraf gösterilmesi mümkün değildir. Bu durumda davacıya dava dışı yüklenici S. hakkında asıl dava ile birleştirilmek üzere dava açması için süre verilip, açılacak davanın bu dava ile birleştirilerek sonuçlandırılması gerekirken mahkemece bu husus üzerinde durulmadan ve taraf teşkili tamamlanmaksızın yargılamaya devamla hüküm tesisi de yanlış olmuştur.
2- Dosyaya getirilen, İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/57 Esas 2000/378 Karar sayılı dava dosyasından aynı konuda arsa sahiplerince hakemde açılan dava sonucunda sözleşmenin feshi ile tapu kayıtlarının iptali ve arsa sahipleri adına tesciline dair verilen 09.11.1998 tarihli hakem kararının tasdikinin dava edildiği, ancak takipsiz bırakıldığından HUMK'un 409/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmakta olup, davalı yükleniciler bu kararın varlığını ileri sürerek davanın reddini istemişlerdir. Bu dosya getirtilip incelenmemiştir. Mahkemece hakem dosyası celp edilip, kararın kesinleşip kesinleşmediği, temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ise ilgili mahkemenin hakem kararını icra edilebilir olarak tasdik edip etmediğini araştırılması, davanın açılmamış sayılmasına dair İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/57-378 Ek. Sayılı kararının tebliğe çıkarttırılıp kesinleştirilmesinin sağlanması, ortada kesin hüküm veya derdest bir dava var ise bu hususlar üzerinde durularak sonucuna göre davanın karara bağlanması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi de isabetli olmamıştır.
Belirtilen nedenlerle hükmün bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz eden davalılar T. B. ve E.'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılardan E.A, T.G, B.G'ye geri verilmesine, 29.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy