(2004 S. K. m. 277, 278/2)
Davacı Tasfiye Halinde Türk Ticaret Bankası A.Ş ile davalılar 1-B.A. 2-Y.I. arasındaki davadan dolayı İstanbul 6. Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 27.04.2004 gün ve 2003/178-2004/132 sayılı hükmü onayan Dairemizin 09.03.2005 gün ve 2004/4750-2005/1332 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kâğıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR
Dava, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali davası olup, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın onanmasına ilişkin Dairemizin 9.3.2005 günlü kararma karşı davacı tarafından tashihi karar talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
Davada davacının alacağının tahsilini imkânsız hale getirmek için davalı borçlu Y.I.'nın yapmış olduğu tasarrufun iptali talep edilmiş, mahkemece davanın kabulü yolunda verilen karar Dairemizin 11.11.2002 günlü ilamı ile taşınmazın 15 milyar lira ipotekle yükümlü olarak satıldığı, bu ipotekle ilgili ödemeleri kimin ne şekilde yaptığı üzerinde durulmadan satış değeri ile gerçek değer arasında fahiş farkın varlığının kabul edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Taşınmaz üzerinde bulunan ipotek bedelinin satış değerine ilave edilebilmesi için, bu bedeli taşınmazı devir alan üçüncü kişinin ödemiş olması gerekir. Dosya arasında bulunan ödemelere ilişkin dekontlardan ödemelerin taşınmazı devir alan B.A. tarafından yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ipotek bedeli satış bedeline ilave edilmeksizin değer farkının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.
İİK'nın 278/2. maddesi uyarınca, akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağışlama hükmündedir. Burada borçludan satın alan kişinin iyi niyetli olup olmadığına bakılmaz. İyi niyetli olsa dahi taşınmazın değeri ile tapuda gösterilen satış bedeli arasında pek fahiş fark olduğu takdirde, bu satış bağışlama hükmünde olduğu için batıldır. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonunda alınan bilirkişi raporunda taşınmazın gerçek değerinin 9.5 milyar lira, tapudaki satış bedelinin ise 3.5 milyar lira olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda iki bedel arasında pek fahiş fark olduğu ortadadır. Yapılan satış bağışlama hükmünde olduğundan batıldır. Kaldı ki, davalı B. 25.9.1998 tarihli vekâletname ile borçlunun bir başka taşınmazını satmıştır. Borçlunun durumunu bilebilecek durumdadır.
O halde mahkemece taşınmazın değeri ile tapuda gösterilen satış bedeli arasında pek fahiş fark olduğu kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle reddedilmesi doğru olmadığından mahkeme kararının bu gerekçelerle bozulması gerekirken onandığı anlaşıldığından davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 9.3.2005 gün ve 2004/4750-Esas, 2005/1332-Karar sayılı onama ilamının kaldırılması ile mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı yararına BOZULMASINA, 2.3.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy