(2004 S. K. m. 89, 277, 280)
Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, İİK. nun 277 v.d. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali istemine ait olup davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu olayda, davacı alacaklı, dava dışı borçlu Mustafa Erguvan aleyhinde icra takibi yapmıştır. Bu takip sırasında, borçlu Mustafa'nın (davalı) Balkan Peynircilik Üretim Pazarlama Limited Şirketinden alacaklı olduğu ileri sürülerek şirkete İİK.nun 89/1. maddesi uyarınca (12.2.2001'de tebliğ olunan) birinci haciz ihbarnamesi çıkartılmış, ikinci haciz ihbarnamesi ise 3.3.2001'de davalı şirkete tebliğ olunmuştur. İhbarnamelere itiraz olunmamak suretiyle davalı şirketin, takip borçlusu Mustafa'ya borçlu olduğu hususu kesinleşmiştir. Hal böyle iken davalı şirket birinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden sonra 34 .... 2765 plakalı ve şirkete ilişkin olan aracı sair davalı Ak-Er İnş.Turz.San.Ltd. Şirketine sattığından, araç satışına ait tasarrufun iptali istenmektedir.
Mahkemece, satış işleminin ikinci haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce yapılması ve davalılar arasındaki organik bağın satışla ilgili görülmemesi sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Olayda tetkiki gereken husus; davalı (İİK. 89. madde gereğince borçlu durumuna düşen) şirketin borcunun hangi tarihte, yani tasarruf (araç satış) işleminden önce mi, sonra mı doğmuş olduğunun tespitidir. Çünkü tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için borcun tasarruf işleminden önce doğmuş olması gereklidir. Borcun doğumundan önce gerçekleştirilen tasarrufların iptale tabi olmayacağı yasanın gerekçesinde de yer almıştır. Mahkemece satış işleminin borcun doğumundan önce olduğu kabul edilmiş ise de bu görüşte isabet yoktur. Çünkü üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesinden önce mevcut bir borç yoksa esasen üçüncü kişi, borca itiraz edecek veya işletilecek prosedür gereğince borcun varlığı veya yokluğu belirlenecektir. Üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine itiraz etmesi veya suskun kalması üzerine yapılacak işlemler borcun varlığını ispat açısından kanunla getirilmiş şekli hükümlerdir. Bu işlemler borcun varlığının kesinleştirilmesi için gereklidir. Borcun varlığının ileriki bir tarihte kesinleşmesi, üçüncü kişinin takip borçlusuna daha sonra borçlandığını göstermez. Borç ve alacak ilişkisinin tespiti daima birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi baz alınarak saptanır. Bu hususun mahkemece kabul edildiği biçimde değerlendirilmesi, adil olmayan sonuçlara da götürür. Birinci haciz ihbarnamesini aldıktan sonra mallarını kaçıran (89.) borçlularının aleyhinde hiçbir biçimde tasarrufun iptali davası açılamaz. Çünkü böyle bir kabulde borç her zaman tasarruftan sonra doğmuş olacaktır. Bu sebeple borcun ikinci haciz ihbarnamesinden önce doğduğuna dair görüşte isabet bulunmamaktadır. Dosyaya örneği konulan karar da Dairemizin çoğunluk görüşünü yansıtmamaktadır.
Bu biçimde borcun doğumu, tasarruftan öncesi olarak kabul edilince davalı şirketler arasında organik bağın bulunması, takip borçlusu Mustafa'nın davalı satıcı şirketin ortağı ve müdürü, sair davalının (unvan değiştiren) eski hissedarı olması sebebiyle İİK. nun 280. maddesindeki şartların oluştuğu da kabul edilmelidir.
O durumda mahkemece tasarrufun alacak ve ferilerine yetecek miktarda iptal edilmesine karar verilmesi gerekirken, davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı alacaklı Erol Üçer yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 15.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy