(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık Borçlar Kanunu'nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Yanlar arasındaki 15.02.2002 tarihli Kamyon Park Yeri ve Sosyal Tesisler İnşaatı işine ilişkin sözleşme uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı yüklenici, sözleşme uyarınca davalı kooperatife ait arsa üzerine 937.208,10 YTL bedelle kamyon park yeri ve sosyal tesisler yapımı işini üstlenmiştir. Sözleşmenin 3. maddesi uyarınca, yüklenici işi 15.02.2003 tarihine kadar tamamlayıp, geçici kabule hazır hale getirecektir. Davacı imar ve SİT uygulaması nedeniyle inşaata ilişkin ruhsatın kendi kusuru olmaksızın 28.04.2003 tarihinde alınabildiğini, ruhsat alımından sonra hızla işe başladığını, davalı kooperatifin 13.05.2003 tarihli ihtarnamesi ile, başlamış olduğu işin 2003 yılı Haziran ayı içinde yapılacak kooperatif genel kurulu sonrasına kadar durdurulmasını istediğini, bu ihtar üzerine işi durdurduğunu, davalı iş sahibinin uzunca bir süre kendisini oyalayıp işe devam edip etmemesi ile ilgili bilgi vermemesi nedeniyle davalıya 24.12.2003 tarihinde ihtar çektiğini, davalı iş sahibi kooperatifin 12.01.2004 günlü ihtarı ile kooperatif açısından sözleşme hükümlerini devam ettirme olanağı kalmadığını bildirdiğini, davalının bu ihtar ile sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini belirterek, haksız fesih nedeniyle uğradığı kar mahrumiyetinin davalıdan tahsiline ve davalıya verilmiş bulunan teminat senedinin iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı iş sahibi temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı iş sahibi kooperatifin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece, davalı tarafın, sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, böylece davacının kar mahrumiyeti isteyebileceği sonucuna varılmış, bu doğrultuda hükme esas alınan 20.09.2005 tarihli asıl ve 14.02.2006 tarihli ek bilirkişi raporlarında yüklenicinin, sözleşmenin iş sahibi tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle mahrum kaldığı kar kaybı hesaplanırken, yüklenicinin işten el çektiği tarihe kadar yapmış olduğu imalatın bedeli 90.535,80 YTL olarak hesaplanmıştır. Oysa dava konusu iş nedeniyle yüklenici tarafından düzenlenen 30.06.2003 tarihli 2 nolu 107.856,87 YTL.lik hakediş bedelinin ödenmemesi nedeniyle, Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2003/1154 sayılı takip dosyası ile hakediş bedeli icra takibine konu edilmiş, borçlu iş sahibinin icra takibine itiraz etmesi üzerine davacı yüklenici tarafından Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/26 Esasına kayıtlı olarak itirazın iptali davası açılmıştır. Bu dava sonucunda yüklenicinin yapmış olduğu imalat nedeniyle hakettiği iş bedeli ve dolayısıyla yapılmayan iş miktarı da belirlenmiş olacağından, Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/26 Esas sayılı itirazın iptali davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerekir. Bu dosyanın kesinleşmesinden ve yükleniciye yaptırılmayan iş miktarı belirlendikten sonra, hükme esas alınan asıl ve ek bilirkişi raporunda, yüklenicinin mahrum kaldığı kar hesaplanırken, giderler düşüldüğü halde, yüklenici başka bir iş almışsa oradan elde ettiği kar veya böyle bir iş bulmaktan kasten kaçınmışsa, böyle bir işten elde edebileceği kar miktarı düşülmediğinden, yüklenicinin kar mahrumiyetinin hesabında işi tamamlamaması dolayısıyla sağladığı tasarrufun, başka bir iş almışsa oradan elde ettiği karın veya böyle bir iş bulmaktan kasten kaçınmışsa kazanacağı miktarın düşülmesinin zorunlu olduğu dikkate alınarak, kar kaybı hesabının yaptırılmayan iş miktarı üzerinden açıklanan şekilde hesaplanması için bilirkişilerden ek rapor alınmalıdır. Değinilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Kabule göre de;
Bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın miktarı gösterilmek ve ayrıca talep edilmek suretiyle alacaklının göndereceği ihtarname ile borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekir (BK. 101/1. maddesi). Somut olayda, asıl davada istenen 5.000,00 YTL yönünden davadan önce yöntemine uygun şekilde davalı temerrüde düşürülmediğinden, 5.000,00 YTL.lik alacağa dava tarihi yerine fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de yerinde olmamıştır.
Kararın belirtilen sebeplerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, davalı Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy