(818 S. K. m. 105)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Mahmut Özmen ile davalılar vekili avukat Mustafa Usta geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, munzam zarar nedeniyle tazminat istemi ile açılmış, mahkemece ıslahla arttırılan miktar da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yüklenici, davalılar arsa sahibi Yüksel Yücel İnce'nin mirasçıları ile diğer arsa sahibi Nazım İnce'dir. Taraflar arasında Zeytinburnu İlçesi Kazlıçeşme Mahallesi 2113 ada 422 parsel numaralı arsa üzerine daire karşılığı inşaat yapılması için 02.10.1991 tarihli sözleşme imzalanmıştı. Bağımsız bölümlerin paylaşımında uyuşmazlık çıkması üzerine, arsa sahipleri tarafından 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1995/848 Esas sayılı dosyası ile kat irtifakının ve bağımsız bölüm listesinin yeniden düzenlenmesi için dava açılmış, davanın yargılaması sırasında taraflar arasında 27.11.1995 tarihli sulh sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sulh sözleşmesi uyarınca yarı payının arsa sahiplerine ait olduğu kabul edilen dükkanın satılması nedeniyle 3.736.000.000 TL. (3.736,00 YTL) davacı tarafından davalılara ödenmiştir. Daha sonra arsa sahipleri tarafından Zeytinburnu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/258 Esas sayılı dosyası ile sulh sözleşmesinin iptali için dava açılmış, mahkemece iptal kararı verilmiş, bu karar 24.12.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı Zeytinburnu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/958 Esas sayılı dosyası ile arsa sahiplerine ödediği para nedeniyle istirdat ve tazminat davası açmış, ancak takip edilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Arsa sahipleri tarafından açılan dava sonucunda kat irtifakının iptaline karar verilmiş, bu karar 20.03.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı Zeytinburnu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/411 Esas sayılı dosyası ile açılmamış sayılmasına karar verilen Zeytinburnu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/958 Esas sayılı dosyasındaki isteklerini tekrarlayarak, kendisinden haksız olarak tahsil edilen (dükkanın satış bedelinin 1/2'si karşılığı) 150.000 USD alacaklarının tespiti ile fazla hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 YTL.nin istirdadı, maddi kayıplarının tespiti ile 1.000,00 YTL maddi ve çektiği üzüntü nedeniyle 5.000,00 YTL manevi tazminatın tahsilini istemiş, istirdat istemini ıslah yoluyla arttırmış, mahkemece 3.736,00 YTL yönünden davanın kabulüne, fazla istirdat istemi ile maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, karar 31.03.2004 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı 03.06.2004 tarihinde açtığı bu dava ile 10.000,00 YTL munzam zarar nedeniyle tazminat isteminde bulunmuş, bilirkişi raporu üzerine ıslahla istemini 111.828,12 YTL.ye çıkarmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Borçlu temerrüde düşmüşse alacaklının istemi halinde faiz ödemekle yükümlüdür. Faize hükmedilmesi için istek yeterli olup, alacaklının zararının varlığı ve miktarının ispatı gerekmez. Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde yer alan munzam zarar da ise, faizle karşılanamayan alacaklı zararının giderilmesi amaçlanmıştır. Borçlar Kanunu'nda yer alan diğer tazminatlardaki kuralların burada da uygulanması gerekir. BK.nun 105. maddesinde borçlunun kusurlu olduğu karine olarak kabul edilmiş, kusursuzluğunu borçlunun ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak bu maddede alacaklının zararının ispatlanmasına gerek olmadığına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda diğer tazminat davalarında olduğu gibi, alacaklı uğradığı zararı ve bu zararın faizle karşılanamadığını somut delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Dairemizin yerleşmiş uygulaması bu yöndedir.
Somut olayda, dava dilekçesinde bu nitelikte bir zarar açıklanmamıştır. Örnek olarak alacağının geç ödenmesi nedeniyle kredi kullanıldığından, icra takiplerine maruz kalındığından, düşük değerle mal satmak zorunda kalındığından söz edilmemiş, zararın varlığı konusunda dosyaya delil konulmamıştır. Bilirkişi raporu İstanbul Ticaret Odası toptan eşya fiyat endeksi, döviz fiyatları, altın ve işçi ücretlerindeki artışlara göre hazırlanmış, raporda Aralık 1995-Haziran 2004 arasındaki dönem dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Mahkemece davacı tarafın zararı ispatlayacak delili olmadığı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı tarafından 3.736,00 YTL sulh sözleşmesi gereği dükkanın satış bedelinin yarı payı olarak davalılara ödenmiş, sulh sözleşmesinin iptaline ilişkin kararın 24.12.1998 tarihinde kesinleşmesi sonucu bu paranın sebepsiz olarak davalılar elinde kaldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça istirdat davası aradan uzun süre geçtikten sonra 03.06.2004 tarihinde açılmıştır. Bu durumda davacının bu paraya fazla ihtiyacı olmadığını göstermektedir. Bilirkişilerin Aralık 1995-Haziran 2004 arasındaki süreyi esas alan raporlarına göre belirtilen süre için munzam zararın karar altına alınması ve daha önce davalılar temerrüde düşürülmediği halde, ıslahla arttırılan miktara da ıslah tarihi yerine 03.06.2004 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de mahkemenin kabulüne göre bozma nedenidir.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 05.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy