(818 S. K. m. 108, 355) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Vedat Türkmen ile davalı vekili avukat Osman İçli geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi nedeniyle gerçekleşen imalat bedelinin tahsili istemi ile açılmıştır. Davalı, sözleşmenin feshiyle zarara uğradıklarını belirterek davanın reddini savunmuş, karşı davasında olumlu-olumsuz tüm zararlarına karşılık fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 50 milyar TL.nın tahsilini istemiştir. Mahkemenin asıl davanın kısmen, karşı davanın tümüyle kabulüne dair kararı taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Tarafların sözleşmenin feshi konusundaki iradeleri, davalının 28.05.2002 tarihli fesih ihtarına karşılık veren davacının 23.07.2002 tarihli cevabi yazısında feshi kabul etmesi suretiyle cevap tarihinde birleşmiştir. Bu nedenle yüklenici gerçekleşen imalatı 2002 yılı piyasa fiyatlarıyla isteyebilir. Oysa hükme dayanak bilirkişi raporunda 2002 yılı yapı maliyetleri birim fiyatlarından kar oranı düşülerek hesaplama yapma yoluna gidilmiştir. O halde mahkemece yapılması gereken iş, uyuşmazlık konusu bulunmayan fesih tarihi itibariyle mevcut imalatın mahalli piyasa fiyatlarıyla tutarı hesaplanıp, asıl davada bu miktar üzerinden hükme varılmasından ibarettir. Bilirkişinin düşüncesi ile bağlı kalınarak davanın kısmen kabulü doğru olmamıştır.
3- Karşı davada akdin feshi nedeniyle uğranılan menfi ve müsbet zararların tahsili istenmişse de, akdi fesheden taraf olumlu zararını isteyemez. BK.nun 108. maddesi uyarınca ancak menfi zararlarını isteyebilir. Ne var ki, davacı 23.07.2002 tarihli cevabi yazısında davalının uğradığı kira kayıplarını ödemeyi de kabul ettiğinden kira bedelinin inşaatın teslimi gereken 01.11.2001 ila feshin gerçekleştiği 23.07.2002 arası dönem için hesaplanarak zarara katılması gerekir. Menfi zararın hesabına gelince; davalının yeniden sözleşme yapılması sonucu ilk sözleşme tarihi itibariyle davacı yerine başkası ile sözleşme yapsaydı ne miktar bağımsız bölüm alacağı bulunmalı, bundan yeniden sözleşme yapması sonucu verilen daire sayısı farkı nedeniyle varsa uğradığı ile imar değişikliği sonucu 5970 ada 7 parselde oluşan kat kaybı sonucu uğradığı zararı, yine ikinci sözleşmede katlanmak zorunda kaldığı alt yapı giderleri, imara uygun olması kaydı ile havuz yapmak durumunda kalındığında katılacağı masraf toplamı arasındaki fark, yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetine incelettirilmeli ve alınacak raporla saptanıp karşı davada hüküm altına alınmalıdır.
Öte yandan asıl davada oran belirtilmeksizin ticari faiz istenilmesine göre istemin yasal faiz olarak kabulü yerine reeskont faizine hükmedilmesi de HUMK. nun 74. maddesine aykırı olmuştur. Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2. bent gereğince davacı-karşı davalı 3. bent gereğince de davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 10.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy