(818 S. K. m. 18) (4721 S. K. m. 1023, 1024)
Dava. Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiş davalı Mustafa vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Serap ile davalı Mustafa vekili geldi. Davalılar Gülkadın vs. vekili gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Zeytinburnu 1. Noterliğinin doğrudan düzenlediği ve bir kısım davalıların miras bırakanı İzzet ile Ayşenin arsa sahibi; davacı Alinin ise, yüklenici sıfatlarıyla imzaladıkları 01.08.1996 tarihli ve 5434 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı Sözleşmesi gereğince, davacının, Zeytinburnu İlçesi, Telsiz Mahallesinde bulunan; 2620 ada ve 10 parsel sayılı olarak tapuya tescilli taşınmaza arsa payı karşılığı inşaat yapmayı yüklendiğini; ancak anılan sözleşme yanlan arasında geçerliliğini ve yürürlüğünü koruduğu halde, arsa sahiplerince muvazaalı olarak sözleşme konusu taşınmazın davalı Mustafaya kayden temlik edildiğini ileri sürerek, Mustafa adına olan tapu kaydının iptaliyle İzzet, mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mustafa vekili, özetle, müvekkilinin emlak işleriyle uğraşan Serkan vasıtasıyla ve (315.000,00. TL) bedelle taşınmazı satın aldığını, diğer davalıları tanımadığını ve satım işleminin muvazaalı olmadığını ve iyiniyetli olarak taşınmazı iktisap ettiğini ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalılar ise, temlikin danışıklı olmadığını, gerçek bedelli satış olduğunu bildirerek davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne ve Mustafa adına tapuya kayıtlı uyuşmazlık konusu (1) parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle veraset Hanımdaki hisseleri oranında İzzet Sümen mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve verilen karar davalı taraf vekillerinde temyiz edilmiştir.
Dava, Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olan tapulu taşınmazın, arsa sahipleri davalılar tarafından diğer davalı Mustafaya kayden yapılan temlikinin muvazaalı olması sebebiyle Mustafa adına olan tapu kaydının iptaliyle arsa sahibi mirasçılar adına tapuya tesciline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Yüklenici davacı ile arsa sahipleri arasında yapılan, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olan (10) numaralı parselin, arsa sahibi davalılarca 02.08.2004 tarihinde diğer davalı Mustafaya resmi şekilde satıldığı ve taşınmazın davalı Mustafa adına tescili olduğu, tapu kayıtlan ve resmi akit tablosu kapsamlarıyla sabit bulunmaktadır. Davacı yüklenici, tarafları arasında geçerliliğini koruyan fesih olunmayan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ifasını imkansız kılmak amacıyla ve muvazaalı olarak davalı Mustafaya temlikinin yapıldığını ileri sürmektedir.
Borçlar Kanununun 18. maddesinde, hakkında bazı hükümler konulmuş olan muvazaa iki şekilde olabilir: Taraflar, aralarında hüküm ve sonuç doğuracak herhangi bir sözleşme yapmak istemezler, fakat görünüşte bir sözleşme yapmak üzere irade beyanında bulunurlar. Böyle bir sözleşme tarafların iradelerine dayanmadığından geçersizdir. Bu durumda mutlak Muvazaa Söz Konusu Olur. Nispi muvazaa ise, yanların gerçek iradelerine uygun olarak yaptıkları bir sözleşmeyi görünüşteki bir sözleşme ile gizlemeleri halidir. Bu halde de, görünüşte yapılan sözleşme, hiçbir zaman geçerli olmaz ve asıl sözleşme kural olarak geçerli olur. Ancak, gerçekten yapılmak istenen sözleşme, şekle bağlı bir sözleşme ise, o zaman o sözleşme dahi geçersiz olur.
Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi gereğince; tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. Aynı Kanunun 3. maddesi uyarınca da, kanunun iyiniyetli hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse, iyiniyet iddiasında bulunamaz. Öte yandan, bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynı hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir (TMK. md. 1024).
Yukarıda özetle açıklana hukuksal çerçeve kapsamında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde, üçüncü kişi durumundaki davacının, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin konusu olan tapulu taşınmazın davalı Mustafaya yapılan temlikinin danışıklı olduğunu; bu kapsamda mutlak ya da nispi muvazaa sebebiyle geçersizliğini, tescilin yolsuzluğunu ve yasal karinenin aksine Mustafanın taşınmazı iktisabında iyiniyetli olmadığını ve tüm bu sebeplerle taşınmazın mülkiyetini kazanamadığını yasal delillerle kanıtlayamadığı sonucuna varılmaktadır. Buna göre temlik işleminin danışıklı olarak yapılmış olduğu, davacı yanca yasal delillerle kanıtlanamadığı halde; davanın reddi yerine, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulü ile davalı Mustafa adına olan tapu kaydının iptaline ve İzzet Sümen mirasçıları adına tesciline karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalılar yararına BOZULMASINA 550,00. TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı Mustafaya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılar geri verilmesine, 09.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy