15. Hukuk Dairesi 2008/2117 E., 2008/3502 K. ALACAĞIN TEMLİKİ BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ ESER SÖZLEŞMESİ TEMERRÜT FAİZİ
2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 67 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 101 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 162 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 163 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 168 ]
"İçtihat Metni"
Mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, İİK'nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takip konusu işlemiş temerrüt faizi alacağına ve faiz oranına takip borçlusu davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Ümraniye Birinci İcra Müdürlüğü'nün 2005/6653 takip sayılı dosyası kapsamından; takip alacaklısı davacının adi takip yolu ile başlattığı icra takibinde, 320.000,00 YTL asıl alacak, 04.05.2004 ila icra takip tarihi olan 10.08.2005 tarihleri arasındaki süre için tahakkuk eden işlemiş 144.718,90 YTL temerrüt faizinin %32 reeskont faiziyle birlikte tahsilini istediği ve icra takibine Kadıköy Yedinci Noterliği'nce imza onaylaması yapılan 03.05.2004 tarih ve 12084 Y. numaralı alacağın temliki sözleşmesinin dayanak alındığı, takip borçlusu Belediye'nin yasal süresi içindeki faiz oranına ve takip konusu işlemiş faiz tutarına vaki itirazı sonucu takibin kısmen durduğu anlaşıldığı gibi, itirazın iptali davasının da yasal süresi içinde açılmış olduğu saptanmış bulunmaktadır.
Mahkemece, takip ve dava konusu işlemiş temerrüt faizine yönelik takip borçlusu davalının vaki itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmiş; verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava ve icra takibine az yukarıda belirtilen "temlikname" başlıklı alacağın temliki sözleşmesi ile alacağını temlik eden dava dışı yüklenici M...-İ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi ile davalı Belediye arasında yapılan 03.11.2003 tarihli "Yapım İşlerine Ait Tip Sözleşme" başlıklı, niteliğince ve Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca bir eser sözleşmesi olan sözleşme dayanak alınmıştır.
Borçlar Kanunu'nun 162. maddesi hükmü gereğince, yasa, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça, alacaklı alacağını, borçlunun onayını aramaksızın, başka bir kimseye temlik edebilir. Alacağın temliki sözleşmesi ise, yazılı biçimde yapılmış olmadıkça geçerli olmaz (BK m. 163). Bir alacağın temliki, temlik edenin kişiliğine özgü olanların dışındaki öncelik haklarını ve öteki ek haklarını da kapsar (BK m. 168/1). Yüklenici dava dışı şirket ile davalı arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan alacağın temlikini yasaklayan sözleşme ve yasadan kaynaklanan herhangi bir sebep bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, takip konusu asıl alacak hakkında davalı Belediye itirazda bulunmamıştır.
Az yukarıda belirtilen eser sözleşmesinin 12. maddesi hükmünün "kesin vade" niteliğinde olduğu ileri sürülerek alacağın temliki sözleşmesinin davalı Belediye Başkanlığına temlik alacaklısı tarafından sunulduğu 04.05.2004 tarihi ila icra takip tarihi arasındaki süre için davacı vekilince verilen 30.06.2006 tarihli dilekçede hesaplanıp gösterilen uyuşmazlık konusu işlemiş temerrüt faizi tutarının doğruluğu mahkemece kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Oysa, Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmü gereğince, istenebilir bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla borçlu temerrüdüne düşmüş olur. Anılan madde hükmünün 2. fıkrası uyarınca da, borcun ödeneceği gün, taraflarca yani alacaklı ve borçlu tarafından oybirliğiyle belirlenmiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birisinçe yöntemine göre bir ihtarda bulunma yoluyla saptanmış ise, borçlu, sadece bu günün dolması ile borçlu temerrüdüne düşmüş olur. Somut olayda, Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmüne uygun şekilde davalıyı borçlu temerrüdüne düşüren nitelikte davacının bir hukuksal işlemi bulunmadığı gibi; aynı maddenin II. fıkrası hükmüne göre, borcun ödenmesi için kesin vade de kararlaştırılmamıştır. Alacağın temliki sözleşmesinin dayandırıldığı eser sözleşmesinin 12. maddesi hükmü, "kesin vade" olmadığı gibi, davacıya da borcun ödeme gününü belirleyebilirle yetkisini vermemektedir. Belirtilen sözleşmenin 12. maddesi hükmü, alacağın istenebilirlik şartıdır. O halde, davalı asıl alacağın ödenmesinde icra takibinden önce borçlu temerrüdüne düşürülmediğinden, dava ve takip konusu işlemiş temerrüt faizi hakkındaki davanın mahkemece reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi ve takip borçlusu davalının buna yönelik itirazının iptal edilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalı, takip konusu asıl alacağa davacı tarafından uygulanması talep olunan faiz oranına da itirazda bulunmuştur. Uyuşmazlık ticari işten kaynaklanmış olmakla, davacı reeskont faizi isteyebilir ise de, Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesi hükmüne aykırı olarak takip konusu işlemiş temerrüt faizine, temerrüt faizi uygulanmasını isteme hakkı bulunmadığı gibi, icra takip tarihinden sonra kademeli olarak reeskont faiz oranı azaldığı halde %32 sabit oranda reeskont faizinin uygulanmasını istemesinde de haklı değildir. Buna göre, takip borçlusu davalının faiz oranına yönelik itirazında kısmen haklılığı gözetilerek, itirazsız kesinleşen takip konusu asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren geçerli olmak ve %32 oranını aşmamak üzere, değişen oranlar da gözetilerek temerrüt faizi uygulanması gerekirken, mahkemece yazılı şekilde takip konusu asıl alacağa temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesi de doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 30.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy