15. Hukuk Dairesi 2008/7842 E., 2009/6797 K. AKDİN HÜKÜMLERİ İŞİN KABULÜ
2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 67 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 359 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 362 ]
"İçtihat Metni"
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasında imzalanan ve tarafları bağlayıcı olduğu kabul edilen 22.07.2005 tarihli sözleşme ile davacı yüklenici davalı iş sahibine ait 6 adet villanın kaba sıvasının yapılması ile çatı katı balkon kısmına ince sıva yapılması işini üstlenmiş, sözleşmede tarafların yükümlülükleri belirlenmiş, iş bedeli olarakta her bir villa için 1.400,00 TL götürü bedel kararlaştırılmıştır. İş bedelinin götürü olarak kararlaştırıldığı işlerde Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre yüklenicinin hakettiği iş bedelinin gerçekleştirilen imalâtın tüm işe göre oranının saptanması ve bulunacak oranın götürü bedele uygulanması suretiyle belirlenmesi gerekir. Bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından üstlenilen işler yapılmış olmakla birlikte bir kısım eksik işler bulunduğu ve bir kısım işlerinde ayıplı yapıldığı anlaşılmaktadır. Açık ayıpların BK’nın 359. maddesi hükmünde, eserin teslimden sonra işlerin mutad cereyanına göre derhal yükleniciye ihbarı zorunlu olup, davalı iş sahibince eser teslim alınmış olmasına rağmen makul sürede ayıp ihbarında bulunulmadığından bu işlerin BK’nın 362/II. maddesi uyarınca zimnen kabul edilmiş sayılması gerekir. Bu durumda mahkemece hükme esas raporu veren bilirkişiden alınacak ek raporla iş sahibince açık ayıplı imalâtlar süresinde ihbarda bulunmamak suretiyle kabul edilmiş sayıldığından eksik işler ve gizli ayıplar dikkate alınarak gerçekleştirilen imalâtın tüm işe göre oranı tespit ettirilmek ve bu oranın götürü bedele uygulanmak suretiyle hak edilen iş bedeli hesaplattırılıp bu miktar üzerinden itirazın iptâline karar verilmesi gerekirken, dava tarihi 30.01.2006 olduğu halde 2007 yılı piyasa rayiçlerine göre gizli ve açık ayıp ayrımı yapmaksızın hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan İİK’nın 67/II. maddesi uyarınca itirazın iptâli davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporuyla belirlendiğinden borçlu itirazında tamamen haksız ve alacakda likit değildir. Bu halde de koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerekirken kabulü isabetsiz olmuştur.
Kararın belirtilen sebeplerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent uyarınca kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 14.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy