Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili Avukat Salih Aslan .... Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı tarafından açılan asıl dava, davalıya verilmiş bulunan banka teminat mektubunun iadesi ve davalının yarattığı muarazanın önlenmesi; Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/205 Esas 2007/296 sayılı kararıyla birleştirilen dava ise, davalı yanca kesilen 24.464,54 TL alacağın davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davaların kabulüne ve 26.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davacı tarafa iadesine ve ayrıca 24.464,54 TL’nin ceza kesintisinin davalıdan tahsiline karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasında 16.06.2006 tarihli ve “Elektrik Dağıtım Şebekeleri ve YG Dağıtım Hatları Yapım Sözleşmesi” başlıklı sözleşme yapılmıştır. Davacı yüklenici, davalı şirket ise iş sahibidir. İşin adı, yapılma yeri, niteliği, türü ve miktarı yanlar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde tanımlanmıştır. Sözleşmenin (33.8/1) maddesi gereğince, sözleşme konusu işin yapımında kullanılacak malzemenin tamamının veya bir kısmının idare tarafından karşılandığı durumlarda, süresi içinde verilmemesi durumlarda yüklenici şirkete süre uzatımı verilmesi gerekir. Somut olayda, davalı şirket tarafından 30 adet 12 metrelik ağaç ENH
direklerinin davacı yükleniciye verilmesi gerektiği çekişmesizdir. Davalı iş sahibi, 24.01.2007 tarihinde tek yanlı irade bildirimi ile yanlar arasındaki sözleşmeyi geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshettiğini bildirmiştir. Kural olarak sözleşmenin feshine ilişkin irade bildirimi, tek taraflı bozucu yenilik doğuran haklardan olup, karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğurur. Ancak, davalı fesih bildiriminde bulunduğunu bildirmiş olmasına karşın,
22.02.2007 ilâ 24.04.2007 tarihleri arasında davacıya süre uzatımı verdiği gibi, az yukarıda sözü edilen 30 adet ENH direği de 22.03.2007 tarihinde davacıya teslim etmiştir. Yine 01.06.2007 günlü ve tarafların temsilcilerince imzalanan “Tutanak” başlıklı belgede geçici kabulden önce mevcut eksik ve kusurlu işler gösterilmiş ve 06.06.2007 günlü 706 sayılı yazı ile eksik ve kusurlu işlerin 25.06.2007 tarihine kadar giderilmesi davacı yüklenici şirketten istenmiştir. Açıklanan bu hususlar değerlendirildiğinde; sözleşme konusu işin davalı şirkete teslim edilmiş olduğu görülmektedir. O halde, davalının sözleşmeden dönmüş olduğu kabul edilemez. Nevar ki; dava dosyası kapsamında sözleşme konusu işin kesin kabulünün yapılmış olduğuna ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır. Diğer yandan, davalı tarafından da işin geçici ve kesin kabullerinin yapılıp yapılmadığına yönelik olarak dosya kapsamına bir bilgi de sunulmamıştır. Sözleşmenin (11.4) maddesinde, kesin teminatın ve ek kesin teminatın geri verilmesi koşulları düzenlenmiştir. Sözleşmenin belirtilen bu hükmüne göre, sözleşme ve eklerine uygun olarak yüklenici ediminin yerine getirilmesinden ve varsa işe ait eksik ve kusurların giderilerek geçici kabul tutanağının onaylanmasından ve yüklenicinin bu işten dolayı davalıya herhangi bir borcunun olmadığı tesbit edildikten sonra alınmış olan kesin teminatların yarısının; SSK’dan ilişiksiz belgesi getirilmesi ve kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kalan miktarın yükleniciye iadesi gerekir. Sözleşmenin aynı hükmü ile yüklenicinin, davalıya SSK’ya olan borçlarının, ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan yasal vergi kesintilerinin kesin kabul tarihine kadar ödenmemesi halinde davalı iş sahibi kesin teminatların paraya çevrilerek borçların mahsubuyla varsa kalanı yükleniciye geri vermekle yetkili kılınmıştır. Ancak; mahkemece, yanlar arasındaki sözleşmenin (11.4) maddesindeki koşulların gerçekleşip, gerçekleşmediği araştırılmadan 26.000,00 TL tutarlı banka teminat mektubunun iadesine karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, asıl davada 26.000,00 TL tutarlı banka teminat mektubunun iadesi dava edilmiş olmasına karşın; mahkemece, sözleşme bedeli olan 428.472,80 TL üzerinden davacı yararına avukat ücreti takdiri hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; 2. bentte açıklanan sebeplerle davalının diğer temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 24.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.