Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, alacağın tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında “sözlü” olarak yapılan sözleşme gereğince; davacının, davalıya ait İstanbul, Gaziosmanpaşa, Arnavutköy, Kozlar mevkiinde bulunan taşınmazına üç katlı ev inşaa ettiğini; ancak davalının iş bedelinin bakiyesi olan 9.235,00 TL tutarındaki alacağını ve alıkoyduğu 20 m3 kerestenin bedeli olan 6.000,00 TL'sini ödemediğini ileri sürerek davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde yanlar arasında sözlü olarak yapılan akdî ilişkinin varlığını kabul etmiş; ancak davacının yüklendiği işi eksik bıraktığını ve kendisine 16.500,00 TL ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki akdî ilişki, hukuksal niteliğince Borçlar Kanunun 355. maddesince tanımlandığı üzere “eser” sözleşmesidir.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan raporlar ile taraf delilleri değerlendirilmek suretiyle davacının davalıdan 8.987,00 TL tutarında alacaklı olduğunun kabulü ile davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmuş ise de; inşaatın davalıya teslim tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ve teslim tarihi de gösterilmeden hükmedilen alacağa yasal faiz uygulanması doğru olmamıştır. Çünkü, Borçlar Kanununun 101/I. maddesi gereğince, davası kabul edilen alacağa temerrüt faizi uygulanabilmesi için alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp; alacaklı davacı tarafından davalının borçlu temerrüdüne düşürülmesi gerekmektedir. Somut olayda ise davalı, dava tarihi itibariyle borçlu temerrüdüne düşürülmüştür.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 423. maddesi hükmünde gösterilen sebeplerle yapılan yargılama giderlerinin aynı Kanunun 417. maddesi hükmü gereğince, mahkeme tarafından hesaplanıp tarafların haklılığı oranında taraflara yükletilmesi zorunludur. Davacının 3.459,00 TL yargılama giderinin nelerden ibaret olduğu mahkemece kararda açıklanmadığından denetimi mümkün olmadığı gibi; dava kısmen kabul edildiği halde davada haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin paylaştırılmamış olması da doğru olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 15.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy