15. Hukuk Dairesi 2009/4218 E., 2009/6856 K. İFLAS DAİRESİ İFLAS İDARESİ İFLASIN KAPANMASI KARARININ KALDIRILMASI TARAF TEŞKİLİ TASFİYENİN TATİLİ
"İçtihat Metni"
Mahalli mahkemece bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı şirket 21.02.2001 tarihli dava dilekçesinde, 21.10.1999, 20.02.2000 tarihli sözleşmeler ve ek protokollerle taşeron olarak üstlendiği V...
k.. Üniversitesi altyapı, üniversite arıtma tesisi ile belediye arıtma tesisi arasındaki kanalizasyon bağlantısı işinde, sözleşme ve ek protokollerinde birim hyatlar ve hesaplamalarının şekil ve şartları belirtilmesine rağmen, buna aykırı hesaplamalarla daha az bedel ödendiğini, yaptığı işlerin bir kısmının hake-pişlerde gösterilmediğini, bazı iş kalemlerinin bedellerinin sözleşme şartlan pışında eksik ödendiğini ileri sürerek Borçlar Kanunu'nun 105. maddesi kap-samındaki haklarını da saklı tutarak 71.995,90 TL alacağının faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, HUMK'nın 409/V, maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karar, davacı müflis şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taşeron şirket tarafından davalı yüklenici şirket aleyhine temyize konu eldeki davanın açılmasından sonra, Ankara Yedinci Asliye Ticaret Mahke-mesinin 09.05.2002 gün 2001/660 Esas, 2002/255 Karar sayılı ilamı ile davacı şirketin iflasına karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin 13.09.2002 tarihinde kesinleştiği dosyaya ibraz edilen mahkeme ilamından anlaşılmaktadır. Davacı şirketin iflasına karar verildikten sonra, aynı mahkemenin 25.12.2002 tarih ve 2002/860 Esas, 2002/736 Karar sayılı ilamı ile müflis şirket hakkındaki iflasın kapatılmasına karar verilmiş, bunun üzerine de mahkemece "davacı şirketin iflasının kapatılmasına karar verildiği, böylece davacı şirketin tüzel kişiliğinin son bulduğu, bu kapsamda davacı vekili sıfatıyla duruşmaya katılan vekilin de vekillik görevinin sona erdiği, davacı şirketi vekil sıfatıyla temsil yetkilerinin son bulduğu" gerekçesiyle önce 22.10.2008 tarihinde "davanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına" daha sonra davacı şirketin yenileme isteminin 21.01.2009 tarihinde reddine karar verilip, 28.01.2009 tarihinde de 3 aylık süre içerisinde yenilenmediğinden HUMK'nın 409/V. maddesi gereğince "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 166. maddesi gereğince iflas kararının iflas dairesine bildirilmesi üzerine iflas dairesinin müflis mallarının defterini tutması gerekir (İİK m. 208). Tutulan defter kayıtlarına göre iflas masasına girecek haczi olanaklı hak, alacak ve hiçbir mal bulunmazsa, iflas dairesi tasfiyenin tatiline karar verir ve bu kararı ilan eder (İİK m. 217). İlan tarihinden itibaren 30 gün içinde alacaklılar tarafından tasfiye masrafları karşılanarak tasfiyeye devam edilmezse iflas dairesinin talebi üzerine iflasa karar vermiş mahkemece
"iflasın kapatılmasına" karar verilir ve bu karar ilan edilir (İİK m. 254). Tasfiyenin tatili nedeniyle iflasın kapatılmasına karar verildikten sonra masaya dahil edilmesi gereken mal veya hak ve alacağın bulunduğunun saptanması durumunda iflas dairesi, iflasın kapanmasına karar veren mahkemeden "iflasın kapanması kararının kaldırılmasını ve tasfiyenin devamını" ister.
Somut olayda da, müflisin iflasının açılmasından önce müflis tarafından açılmış alacak davasının bulunduğunu saptayan iflas idaresi, iflasın kapatılması kararının kaldırılmasını ve tasfiyenin devamını istemiş, Ankara Yedinci Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.04.2009 gün 2009/186 Esas, 2009/223 Karar sayılı karar ile "iflasın kapatılması hakkındaki kararın kaldırılmasına ve tasfiyenin devamına" karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 184. maddesi gereğince, iflasın açılması ile birlikte müflis borçlunun haczedilebilen tüm malları, hak ve alacakları iflas masasına dahil olur. Diğer yandan, iflasın açılması ile müflis borçlunun iflas masasına dahil olan hak ve alacakları ile malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve alacaklılara karşı hükümsüz olur (İİK m. 184, 191). Bu yasal nedenlerle, iflas açıldıktan sonra masaya giren tüm mal, hak ve alacaklara ilişkin dava açılması ve açılmış davanın takibi iflas idaresine aittir (İİK m. 194). Bu husus, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, mahkemece doğrudan gözetilmesi gerekir. Ancak, iflas idaresi oluşmamış ise, asıl resmi iflas organı olan iflas dairesi, iflasın kapatılması kararı kaldırılmış olduğuna göre, tasfiye işlemlerini yürütmekle ödevlidir (İİK m. 222). Yasal temsile yetkili olması sebebiyle de İİK'nın 194. maddesi gereğince durdurulan ve müflisin davacı veya davalı olduğu hukuk davalarını araştırmak, davaları takip etmek, iflas dairesinin görevleri dahilindedir.
Somut olayda, iflas dairesi davanın takibi için bizzat müflise yetki vermiştir. İflas dairesinin, müflise davayı yürütme yetkisini vermesi doğru olmamıştır. Çünkü, masa ile ilgili davalar hakkındaki takip yetkisi iflas dairesine aittir ve müflisin dava ile ilgili tasarruf yetkisi yoktur. Ancak, İİK'nın 245. maddesi gereğince alacaklı ya da alacaklılara sadece çekişmeli hakkın ve dolayısıyla davaların takibi yetkisi devredilebilir.
Diğer yandan, dava sırasında taraflardan birinin iflas ettiğinin anlaşılması halinde mahkemece, iflas idaresine tebligat yapılması zorunludur.
Davada taraf teşkili sağlandıktan sonra da, İİK'nın 194. maddesi gereğince, madde hükmünde istisna olarak sayılan davalar dışındaki müflisin davacı veya pavaiı olduğu davalara bakan mahkeme, bir ara kararı ile davaların ikinci placaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar durdurulmasına karar vermesi gerekir.
Yine somut olay bakımından mahkemece Ankara Ticaret Sicil Mü-pürlüğü'ne 11.06.2008 tarihinde davacı şirketin sicil kaydının bildirilmesi için müzekkere yazılmışsa da, müzekkere cevabı beklenmeksizin davanın işlemden kaldırılması kararı verilmiştir. Müflis şirketin, ticaret sicilinden terkin olunması durumunda, iflas dairesi, müflisin ihyası için gerekli hukuksal işlemleri de lapmalıdır (Yargıtay 11. HD 15.03.1993 gün, 1992/555 Esas, 1993/1765 Karar, 15. HD 07.06.2007 gün 2007/3400 Esas, 2007/3889 Karar, 15. HD p.05.2009 gün 2008/2805 Esas, 2009/2999 Karar).
Tüm bu sebeplerle, mahkemece yukarıda açıklanan yargısal işlemlerin yapılmasının gerektiği gözetilmeden HUMK'nın 409. maddesi gereğince da-yanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan hukuksal sebeplerle, müflisin davayı takip yetkisi yok ise de; tasfiyeden sonra artan değerin müflise iadesi ve müflisin tuna yönelik hakkının korunması gerekeceğinden ve dolayısıyla müflis hukuki nimaye ihtiyacında olduğundan, kararı temyizde böylece hukuki yararı bu-lunduğundan temyiz itirazlarının kabulüyle kararın temyiz eden müflis yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 16.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy