15. Hukuk Dairesi 2009/6128 E., 2009/6805 K. İTİRAZIN İPTALİ
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 23 ]
"İçtihat Metni"
Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine, takip borçlusu davalının kısmi itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü’nün 2007/3514 takip sayılı dosya üzerinden takip konusu yapılan 3.898,72 TL asıl alacak kısmı üzerinden takip borçlusu davalının vâki itirazın iptâline ve davası kabul edilen alacak tutarının %40’ı oranında davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Kocaeli 1. İcra Müdürlüğü’nün 2007/3514 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı şirketin, davalı şirket hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde, 08.11.2005 ile 07.11.2006 dönemine ilişkin sözleşmeler ile takip talebinde yazılı faturalara dayalı olarak 12.605,70 YTL (TL) alacağın tahsilinin istendiği, takip borçlusu şirketin sadece 22.05.2007 tarihli ve A-43123 numaralı fatura tutarı olan 3.898,72 YTL (TL) miktarındaki asıl alacak kısmına itirazda bulunduğu ve takibin belirtilen bu miktar hakkında durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da bir yıllık hak düşürücü süresi içinde açıldığı saptanmış bulunmaktadır.
İcra takibine dayanak alınan ve uyuşmazlık konusu olan 22.05.2007 tarihli ve A-43123 numaralı fatura incelendiğinde; varlığı ileri sürülen vade farkı alacağı için düzenlemiş olduğu açıklıkla görülmektedir. Vade farkı faiz olmayıp, mal bedeline katılan ilave bedeldir. Bu niteliği itibariyle koşulları oluşmuş ise, vade farkı temerrüt tarihine kadar istenebilir. Diğer yandan 27.06.2003 tarih, 2001/1 Esas ve 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda faturalara “
“bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir”
” ibaresinin yazılarak, karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça Türk Ticaret Kanunu’nun 23/2. maddesi uyarınca (8) gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura kapsamının kesinleşmesi sonucunu doğurup, vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmez. Vade farkının istenebilmesi için, yanlar arasında vade farkı uygulaması yönünde uygulamaların bulunması yada yanlar arasındaki sözleşmede vade farkının kararlaştırılmış olması gerekmektedir. Somut olayda ise, dava ve icra takibine dayanak alınan sözleşmelerde “
“vade farkıyla”
” ilgili bir düzenleme bulunmadığı gibi; davacı tarafça, yanlar arasında vade farkı uygulamasının bulunduğu da yasal delillerle kanıtlanmamıştır. O halde, itirazın iptâli davasının reddi gerekirken; mahkemece, kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 14.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy