(818 S. K. m. 355) (3095 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 275, 284)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalı vekili geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Uyuşmazlık B.K.nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup davada, ödenmediği ileri sürülen 36 numaralı hak ediş bedelinin tahsili istenmiş, mahkemece kısmen kabule dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ve A. İşletmeler Üstü Eğitim Merkezi İnşaatının yapımına dair 7.11.1995 tarihli sözleşmenin içeriği hususunda çekişme yoktur. Davacı yüklenici; davalı ise iş sahibidir.
Davada, sözleşme konusu inşaatla ilgili olarak düzenlenen 36 numaralı hak ediş bedelinin ödetilmesi istenmiş, mahkemece görüşüne müracaat edilen bilirkişi kurulundan alınan asıl ve ek raporlara dayanılarak istek kısmen hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, davalı vekilince verilen özellikle gerek 12.3.2009. gerekse de 8.5.2009 tarihli dilekçelerde: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı için hazırlanan 26.3.2007 tarihli bilirkişi raporunda yüklenici şirketin hak edişlerinden mazot fiyat farkı ile 17.136 ve 6020 poz numaralı imalatlar için bedel farkı kesintisi yapılması gerektiğinin bildirildiği, keza davacının alacaklılar tarafından kendilerine haciz ihbarnamelerinin gönderildiği beyan edilmiş ise de bu konularda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamış, bu suretle mahkemece alınan bilirkişi raporlarıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından alınan bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğu halde anılan çelişki giderilmeden sonuca gidildiği görülmüştür.
Bunun yanında davacı yanca talep edilen alacağa ticari faiz uygulanması istenmiş olup anılan talebe göre 3095 sayılı Kanunun 2/I. maddesi uyarınca yasal faiz uygulanması gerekirken avans faizi uygulanması da yerinde olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; uyuşmazlık konusunda uzmanlığı bulunan kişilerden yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak geçici kabulle belirlenen eksik ve kusurlu işlerin bedeline ilaveten dosya kapsamında mevcut ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teftiş Kurulu'na sunulan 26.3.2007 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen mazot fiyat farkı ile 17.136 ve 6020 poz numaralı işler için davacıya herhangi bir fazla ödeme yapılıp yapılmadığının tespit ettirilmesi, yine davalıya, davacının alacaklıları tarafından gönderilen haciz ihbarnameleri sebebiyle ödeme yapılmışsa bu hususun da araştırılarak belirlenmesi ve varlığının tespiti halinde yukarıdaki tüm kalemler için tespit edilecek tutarın davacı hak edişinden mahsup edilerek kalan tutara yasal faiz uygulanmak suretiyle bir sonuca varılması olmalıdır.
Değinilen konular dikkate alınmaksızın eksik ve hatalı incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz eden davalıya iadesine, 24.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy