Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı-k.davalı ... İnş. Tic. Turz. Taah. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili Avukat ...ve Avukat ... ile davalı-k.davacı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı-karşı davalı şirket tarafından açılan dava iş bedelinin tahsili; Davalı-karşı davacı kooperatif tarafından açılan ve birleştirilen 2003/1294 Esas sayılı dava, gerçek dışı faturalar kullanılarak tahsil edilen 200.104,62 TL'nin; 2003/1470 esas sayılı birleştirilen dava ise, tahsil edildiği halde yapılmayan 29.000,00 TL'nin tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, şirketin davası ile kooperatifin birleştirilen 2003/1294 esas sayılı davalarının reddine; Kooperatifin birleşen 2003/1470 esas sayılı davasın da ise davalı ... 'e yönelik davanın husumet yönünden reddine, davalı şirket hakkında kabulüne ve 29.000,00 TL'nin şirketten tahsiline karar verilmiş ve verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yanlar arasında adi yazılı şekilde 01.11.1996 tarihli asıl ve 30.07.2001 tarihli ek sözleşmeler yapılmıştır. Bu sözleşmeler, niteliğince Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde tanımı yapılan birer “eser” sözleşmeleridir. Davacı-karşı davalı şirket yüklenici; davalı-karşı davacı kooperatif ise eser sahibidir. Yüklenici şirket, Antalya, Merkez Güzeloba mahallesinde bulunan, tapu sicilin 6219 ada ve 2 numaralı parselinde kayıtlı taşınmaza; “Bayındırlyık Birim Fiyatları + %10 (KDV hariç)” bedelle, sözleşmedeki koşullarla inşaat yapımını yüklenmiştir. Yüklenici şirket, fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak, tüm iş bedelinden ödenmeyen 100.000,00 TL'nin kooperatiften tahsilini dava etmiştir.
Yanlar arasındaki sözleşmeleri şirket adına imzalayan ..'ün, sözleşme tarihinden 2002 yılına kadar ki süre içinde aynı zamanda davalı-karşı davacı kooperatifin müdürü olduğu mahkemece saptanmış ve 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 59/VI. maddesi gereğince, sözleşmelerin geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Mahkemenin bu yöndeki kabulü isabetli olmuştur. Çünkü, 1163 Sayılı Kanun'un 59/VI. maddesi gereğince, kooperatifin yönetim kurulu üyeleri ve personeli, ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkası namına, bizzat veya dolaylı olarak kooperatif ile kooperatifin konusuna giren bir ticari muamele yapamaz. Anılan bu yasa hükmü, “emredici” hukuk kuralıdır. Emredici hukuk kuralına aykırı olarak sözleşme yapılamaz ve hukuksal bir tasarrufda da bulunulamaz. Aksi halde, aykırı yapılan sözleşme veya tasarruf “batıl” olur. Borçlar Kanunu'nun 20/I. maddesi gereğince de; bir sözleşmenin konusu olanaksız ise, o sözleşme batıldır. Bir sözleşme ile yüklenilen edim, eylemli olarak veya hukuksal nedenlerle yerine getirilemiyorsa, o sözleşme olanaksızdır.
Yanlar arasındaki sözleşmelerin “batıl” olması sebebiyle; kooperatif vekilince sunulan 09.02.2009 tarihli dilekçesinin; "imalât ve birim fiyat esasına tabi olarak yapılan bir işte, ek iş olamaz. Yüklenici ne imâl ettiyse onun birim fiyata göre hesaplanan bedelini alır. Kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla ek iş olabileceği varsayımında ise ek iş için verilecek ücret hiçbir zaman sözleşme fiyatı olamaz. Rayiç bedel olur. Bu ise en basit yöntemle Bayındırlık Birim Fiyatıdır. Bilirkişilerin yaptığı gibi bir hesaplama yapılamaz. Kesinlikle kabul etmediğimiz ek işlere, sözleşme birim fiyatı olan Bayındırlık Birim Fiyatı+%10 uygulanamaz" içerikli (III.A) maddesindeki açıklama mahkemece dayanak alınmış ve “...davacı yüklenicinin imâlat tutarı yapıldığı yıl kârsız rayiç tutarı üzerinden hesaplanması gerekmekte ise de, davalı kooperatif vekili 09.02.2009 tarihli dilekçesinin III.A bendinde rayiç bedelin en basit yöntemle kârsız Bayındırlık Birim Fiyatı olduğunu kabul etmiş olması nedeni ile bu anlamda davacı lehine usulü müktesep hak doğduğu kabul edilerek ve bilirkişilerin Bayındırlık Birim Fiyatları üzerinden hesaplama yapıldığı gözetilerek, ayrıca rayiç bedel üzerinden yeniden hesaplama yapılmasına gerek görülmemiştir” gerekçesiyle 14.05.2007 günlü bilirkişi raporu mahkemece doğrudan revize edilerek sözleşme kapsamındaki işlerin bedelinin 2003 yılından 2001 yılına eskale edilerek ve %25 kâr düşülerek (813.888,37) TL ve 28.01.2009 tarihli ek raporda aynı sebeple de eskale edilerek sözleşme dışı iş bedelinin de (64.555,56)TL olduğunun kabulü ile toplam (931.393,93) TL tutarındaki iş bedeli, yine eskaleli hesaplanan (1.005.813,95) TL miktarındaki kooperatif ödemesinden düşülerek, Kooperatifin 74.423,02 TL fazla ödemesinin bulunduğundan bahisle yüklenicinin davasının reddine karar verilmiştir. Oysa, yukarıda gösterildiği üzere, davalı vekilinin, mahkemenin kabulünün aksine kooperatif vekilinin 09.02.2009 günlü dilekçesinde ve dilekçesinin (III.A) maddesinde hiçbir konuda “kabulü” yoktur. Davacı yararına da oluşan bir kazanılmış haktan da, belirtilen davalı vekilinin bildirimiyle söz edilemez. Nitekim, Kooperatif vekilinin, 03.05.2010 tarihli temyiz dilekçesinin “2.” bendinde aynen: “bizim söylemediğimiz bir beyan karara dayanak alınmıştır” denilmektedir.
Yüklenici ile eser sahibinin arasındaki sözleşmenin “batıl” veya bağlayıcı olmaması durumunda; sözleşme dışı iş yapıldığında bu işlerin bedeli, Borçlar Kanunu'nun 413. maddesi hükmüne ve dolayısıyla “vekâletsiz gerçek-tam işgörme” kurallarına göre hesaplanır. Anılan yasa hükümlerine göre, iş-eser sahibi ya da işi görülen, kendi yararı için yapılmış olan bir işde, yüklenicinin durumun gereğine göre, zorunlu veya yararlı olan harcamalarının tümünü, faizi ile birlikte, ödemek ve bu tür yüklenimlerini yerine getirmek ve hâkimin takdir edeceği zarar için
tazminat vermek zorundadır. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur: Bunlardan birincisi, işgörende iş-eser sahibi çıkarına davranmak amacı ve iş sahibinin çıkarına işin görülmesi gerekli olmalı; ikincisi ise, yüklenici, eser-iş sahibini borç altına sokmak amacını taşımalıdır. Bu madde hükmündeki “gider” kavramı ise geniş tutulmalı, yalnız harcanan paralar değil, her türlü mali fedakarlık anlaşılmalıdır. Örneğin: (Y.4.H.D.23.02.1984 gün, E.767 ve K.987, 11.H.D. 06.03.1975 gün, E.4377 ve K.1580, 15.H.D. 28.09.1995 gün E.2185 ve K.5109, 25.12.2009 gün E.2008/6857 ve K.2009/7149, Y.H.G.K. 02.11.1968 gün E.1966/4-977 ve K.1968/718 sayılı kararlar).
Dairemizin yerleşen uygulamaları şudur: Borçlar Kanunu'nun 413. maddesi hükmünün uygulanmasıyla, batıl veya bağlayıcı olmayan sözleşmeler sebebiyle yüklenici tarafından yasal olarak yapılan ya da sözleşme dışı yapılan işlerin bedeli, yapıldıkları yıl mahalli serbest piyasa rayiçlerine göre uzman bilirkişi ya da kurulu aracılığıyla yapılacak keşif ve inceleme sonucu belirlenir. Mahalli piyasa rayiçleri ise Bayındırlık Bakanlığı'nca hazırlanan birim fiyatların oluşturulmasında yararlanılan rayiçler değildir. Yapılan imalâtın, yapıldığı zamanki serbest piyasa fiyatlarına göre değerinin Borçlar Kanunu'nun 413. maddesi gereğince hesaplanması gerekir ve buna yüklenici kârı da dahildir. (Örneğin; Dairemizin uygulamayı gösterir kararları: 29.03.2010 gün E.2009/7436 ve K.2010/1727; 19.03.2009 gün, E.2008/1125 ve K.2009/1574; 06.11.2009 gün, E.2009/3368 ve K.2009/5981; 02.07.2009 gün, E.2008/3523 ve K.2009/4063; 28.04.1987 gün, E.2332 ve K.1848 sayılı kararlar).
Diğer yandan, sözü edilen işlerin bedelleri yapıldıkları yıl mahalli rayiçlerine göre hesaplanırken; katsayı uygulanarak güncelleştirilemeyeceği gibi; yapılan ödemeler de güncelleştirilemez. (Y.15.H.D.12.11.2002 gün, E.3462 ve K.5093; 25.10.1990 gün, E.4678 ve K.4327 sayılı kararları).
Mahkemece, Dairemizin istikrarlı uygulamasını yansıtmayan kararını ve yasal yöntemine uygun olmayan bilirkişi raporlarını dayanak alarak, doğrudan iş bedelinin hesabını yaparak ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davacı yüklenicinin davasının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkat alamaz. (HUMK.md.76; HMK.md. 25/I.).
04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak yasa hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Ancak, hâkimin hükme yeterli görmediği rapor ya da raporlar karşısında, yeniden bilirkişiden görüş almasına veya gerekirse başka bir bilirkişinin düşüncesine başvurmasına HMK'nın 281 ve 282. maddeleri olanak vermektedir.
Tüm bu sebeplerle; mahkemece, öncelikle taraflarca sunulan iddia ve savunma doğrultusunda tüm delillerin toplanması; uzman bilirkişi kurulu oluşturularak yerinde keşif yapılması; yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak ve gösterilen yasal yönteme uygun şekilde bilirkişi kuruluna yüklenicinin hakettiği ve istenebilir alacağının hesaplattırılması; rapora vâki itirazların değerlendirilip karşılanması, belirlenen iş bedelinden, kooperatifce kanıtlanan ödemelerin mahsubunun yapılması ve varılacak sonuca göre yüklenicinin davasının çözüme bağlanması gerekmektedir.
Noksan araştırma ve hukuksal olmayan gereçelerle karar verilemez, verilen karar, taraflar yararına bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın taraflar yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunduklarından 825,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı-karşı davalı şirketten alınarak davalı-karşı davacı kooperatife, 825,00 TL duruşma vekâlet ücretinin de davalı-karşı davacı kooperatif'den alınarak yüklenici şirkete verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 20.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.