(818 S. K. m. 366) (1086 S. K. m. 236) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, İİK.nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine borçlu davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, Kahramanmaraş 3. İcra Müdürlüğü'nün 2007/3969 takip s. dosyası üzerinden yapılan takibe davalının itirazının iptali ile, 4.141,80.-TL. alacak üzerinden devamına; alacağa takip gününden itibaren kanuni faiz yürütülmesine ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar vermiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Kahramanmaraş 3. İcra Müdürlüğü'nün 2007/3969 takip s. dosyası kapsamından; davacının, adi takip yoluyla davalı hakkında, 27.02.2007 günlü faturayı dayanak alarak başlatmış olduğu icra takibinde 4.141,80.-TL. asıl alacak ile 207,00.-TL. işlemiş temerrüt faizi alacağın toplamı olan 4.348,80.-TL. alacağın tahsilinin istendiği ve takip borçlusunun süresi içindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; davalının bütün takibe vaki itirazının iptali istemiyle açılan davanın da bir senelik süresi içerisinde açıldığı saptanmış bulunmaktadır.
Dava ve icra takibine dayanak alınan 27.02.2007 günlü faturada gösterilen PVC kapı ve pencere ile ısıcam işinin davacı tarafından yapılarak teslim edilmiş olmasına karşın, davalı tarafından iş bedeli olan 4.141,80.-TL.nin ödenmediği ileri sürülerek; davalı hakkında icra takibi başlatılmış ve itirazın iptali davası açılmıştır. Davalı icra takibine karşı sunduğu itiraz dilekçesinde yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdi ilişkiyi tümden inkar ettiği halde; yargılama sırasındaki açıklamasında pimapen işini davalıya 2003 yılı sonu-2004 yılı başında yaptırdığını ve 1.200,00.-TL. bedelinin tamamını ödediğini bildirmiştir. HUMK.nın 236. maddesi hükmü uyarınca davalının, hakim önündeki bağlayıcı ikrarı gereğince, yanlar arasında PVC kapı ve pencere doğrama işi ile ısıcam işinin davacı tarafından yapılmasına yönelik olarak sözlü sözleşmenin yapılmış olduğunun kabulü gerekmektedir. Ancak, iş bedelinin miktarında yanlar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dava ve icra takibine dayanak alınan faturanın davalıya tebliğ edilmiş olduğu davacı yüklenici tarafından kanıtlanmamıştır. BK.nın 366. maddesi gereğince, iş bedelinin yanlarca önceden kararlaştırılmamış ya da yaklaşık olarak kararlaştırılmış olması ve iş bedelinde de uyuşmazlık bulunması halinde; mahkemece, uyuşmazlık konusu işi bilir bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla yerinde keşif yapılmak suretiyle; işin yapıldığı zamandaki rayiçlere göre bilirkişiye inceleme yaptırılarak yüklenicinin hakettiği istenebilir alacağının tutarı, mahkemece belirlenir. Oysa, mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporu, anılan kanun hükmünde ön görülen yönteme uygun değildir.
İşin yapılarak davalıya teslim edilmiş olduğu davacı yüklenici tarafından kanuni delillerle kanıtlanmış olduğuna göre; iş bedelinin tamamen ya da kısmen davacıya ödendiğini ya da istenebilir olmadığını davalının kanuni delillerle kanıtlaması gerekir.
Yanlar arasındaki sözleşme konusu işin yüklenici tarafından 2004 yılında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece yapılacak iş; uzman bilirkişi aracılığıyla yerinde keşif ve inceleme yapılarak, Yukarda açıklanan kanuni yönteme uygun biçimde işin yapıldığı zamandaki rayiç fiyatlarla iş bedelinin saptanması ve davalı tarafından kanuni delillerle kanıtlanması durumunda yapılan ödemelerin belirlenecek iş bedelinden mahsubunun yapılması ile varılacak sonuca göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken; hukuksal olmayan gerekçe ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
İcra takip konusu yapılan işlemiş temerrüt faizi tutarı olarak gösterilen alacak, dava konusu olmasına karşın; takip konusu asıl alacak üzerinden itirazın iptal edilmesine ve dolayısıyla faiz alacağı ile ilgili istemin reddine karar verilmiş olmasına göre; davada vekille temsil olunduğu durumda davalı yararına reddedilen miktar dikkate alınarak avukatlık ücreti takdir olunmaması; red ve kabul oranına göre de yargılama giderlerinin yanlar arasında paylaştırılmaması da kabul şekli bakımından doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda 1. bentte belirtilen sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy