Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
-K A R A R –
Dava, itirazın iptâli, icra takibinin devamı, icra inkâr tazminatı istemleriyle açılmış, mahkemece verilen karar davalı iş sahibi şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle icra takibinin başlatıldığı tarihte davacı yüklenici şirket 19.500,00 TL alacaklı olup, bu miktar ödeme emrinin tebliğ edildiği gün davacı şirketin banka hesabına yatırıldığına, icra takibinin başlatıldığı tarihte davacı şirketin alacaklı olduğunun ve icra takibini başlatmakta haklı olduğunun anlaşılmasına, davalı yararına kötüniyet tazminatı verilmesi şartlarının oluşmadığının belirlenmesine göre, davalı iş sahibi şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili dava dilekçesinin içeriğinde 19.500,00 TL’nin icra dosyasından ödeme emrinin tebliğ edildiği gün ancak ödeme emri tebliğ edildikten sonraki saatte, davacı şirketin banka hesabına yatırıldığını açıklamış, dava dilekçesinin netice ve talep bölümünde, davalının haksız itirazının iptaline, icra takibinin icra masrafları ve vekalet ücreti yönünden devamına, davalının alacak miktarının %40’ndan az olmamak üzere, icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 2.455,60 TL icra vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden itirazın iptaline, bu miktarın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiştir.
Davacı alacaklı tarafından itirazın iptâli davası açılabilmesi için dava tarihine kadar alacak aslının ve varsa faizinin ödenmemiş olması gerekir. Somut olayda 29.500,00 TL fatura bedelinin 10.000,00 TL’sinin daha önce ödendiği dava dilekçesinde açıklanmış, kalan 19.500,00 TL ise ödeme emrinin tebliğ edildiği gün davalı iş sahibi şirket tarafından davacı yüklenici şirketin banka hesabına yatırılmış, davalı iş sahibi şirket vekili icra takibine itiraz dilekçesinde de borcun tamamını ödediklerini belirterek icra takibine itiraz etmiştir. Davacı yüklenici şirket vekili mahkemeye verdiği 04.02.2010 günlü dilekçede icra takibine konu yapılan faiz yönünden herhangi bir taleplerinin bulunmadığını açıklamıştır. Bu durumda davanın açıldığı 10.03.2009 tarihinde davalı iş sahibi şirketin gerek asıl alacak, gerekse faiz
yönünden herhangi bir borcu bulunmadığından, davacı yüklenici şirketin itirazın iptâli davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Mahkemece davacı şirket vekilinin 04.02.2010 tarihli dilekçesi dikkate alınarak karar altına alınan icra vekalet ücreti ve yargılama gideri için itizarın iptali kararı verilmesi gerekmeyip, icra müdürlüğüne yapılacak başvuru ile bunların tahsili mümkün bulunmaktadır. Bu nedenle davacı yüklenici şirket tarafından açılan itirazın iptali davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek, davalı tarafın vekalet ücreti ve yargılama gideri isteğinin değerlendirilip hüküm kurulması ve davacı tarafın icra vekalet ücreti ve giderleri yönünden icra müdürlüğünce gerekli işlemin yapılması şeklinde hüküm oluşturulması gerekirken, yazılı şekilde icra vekalet ücreti ve giderleri asıl alacak miktarına dahil imiş gibi karar oluşturulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı iş sahibi şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın davalı iş sahibi şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine,10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.