Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi; sözleşme gereğince davalı ...'a kayden temlik olunan tapulu taşınmaz pay kaydının iptâli ile davacılar adına tesciline ve ayrıca davalı ... tarafından pay kaydına konulan haczin terkinine karar verilmesi istemi ile açılmış; mahkemece, davalılardan ... hakkındaki davanın reddine ve haczin kaldırılması davasının konusu kalmadığından reddine ve davalı ... ile davacılar arasında yapılan İstanbul 15. Noterliği'nce doğrudan düzenlenen 05.03.1993 tarihli ve 08844 yevmiye numaralı Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin feshine karar verilmiş ve verilen karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar Mualla Başören ve ... ile davalılardan ... arasında İstanbul 15. Noterliği'nce doğrudan düzenlenen “Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Kat Karşılığı İnşaat Mukavelesi” başlıklı, 05.03.1993 tarihli ve 08844 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır. Davacılar arsa sahibi; davalı ... ise yüklenicidir. Yüklenici-davalı, davacıların kayden maliki oldukları İstanbul-Avcılar ilçesi Gümüşpala mevkiinde bulunan ve tapunun 14 pafta ve 3003 parsel sayısında kayıtlı taşınmaza sözleşmedeki koşullarla inşaat yapımını yüklenmiştir. Davacılar ise, yüklenicinin iş bedeline karşılık olarak sözleşme konusu taşınmazın 484/700 payını, kayden davalı-yükleniciye temlik etmişlerdir.
Mahkemece toplanan deliller ve bu kapsamda bilirkişi raporları değerlendirildiğinde; yüklenici davalının, yüklendiği ediminin ifasında, borçlu temerrüdüne düşmüş olduğu ve davacıların arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye doğru feshini dava etmelerinde haklı oldukları anlaşıldığı gibi; mahkemece, sözleşmenin “geriye etkili sonuç doğurur şekilde” feshine karar verilmiş olması da isabetli olmuştur. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshinde, yüklenici-davalı tamamen kusurludur.
818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 108. maddesi hükmü gereğince, sözleşmeyi haklı olarak bozan taraf kendine düşen borcu ödemekten kaçınabileceği gibi; yapmış olduğu ödemeyi veya verdiği taşınmaz ya da taşınmaz payını geri isteyebilir. Bundan başka, eğer borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlayamazsa, alacaklı sözleşmenin geçersiz kalmasından doğan maddi zararının tazminini de isteyebilir. Somut olayda da, davacılar, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshini talep edebileceklerine göre; anılan Yasa hükmü ve ayrıca Borçlar Kanunu'nun 63 ve devamı maddeleri gereğince ve sebepsiz iktisap kuralları uyarınca yüklenici davalıya temlik olunan pay kaydının iptâli ile adlarına tescilini de talep edebilirler. Mahkemece, bu hususun gözden kaçırılarak davalı yüklenici adına olan 484/700 payın iptâli ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmemesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, avans niteliğinde davalı-yükleniciye temlik olunan pay kaydına diğer davalı ... tarafından haciz konulmuş ise de; 20.08.2009 tarihinde ...'un vekilinin talebi üzerine, uyuşmazlık konusu pay kaydı üzerine konulan haciz, davanın yargılaması sırasında kaldırılmış ve buna yönelik dava konusuz kalmıştır. Ayni haklar, illete bağlı bir işlem sonucu doğar, değişir veya son bulur. Sadece bir tescil işleminin yapılması mülkiyet hakkının doğumu için yeterli olmayıp, geçerli bir hukuksal nedenin varlığı da gereklidir. Yüklendiği edimini ifa etmeyen yükleniciye pay kaydının avans olarak davacılarca kayden temlik olunması sonucu onun adına yapılan tescil, yüklenicinin gerçekte pay kaydı üzerinde ayni hak sahibi olduğunu göstermez. Her davanın açıldığı tarihteki hukuki koşullara göre hükme bağlanacağı, 28.11.1956 tarih ve 15/15 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğidir. Dava tarihi itibariyle uyuşmazlık konusu pay kaydına davalılardan ... tarafından konulan haczin haksız olduğu, yukarıda açıklanan sebeplerle sabit olduğundan, davalı ... yararına vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gibi; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına avukatlık ücreti takdiri ve bu davalı ile ilgili yaptığı yargılama giderlerinden ötürü davalı ...'un sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple davalı ... yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 15.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy