Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği (Tic.Mah.Sıf.)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, alacağın tahsili istemi ile açılmış; mahkemece, davanın kabulü ile 20.000,00 TL alacağın 15.04.2008 tarihinden itibaren aylık %10 gecikme zammı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Mahkemece, davası kabul edilen alacağa aylık %10 gecikme zammı uygulanmıştır. Oysa, sözleşmede kararlaştırılan %10 oranındaki vade farkı gecikme zammı ya da temerrüt faizi olmayıp; sözleşme konusu iş bedeli miktarına dahildir. Yanlar arasındaki akdî ilişki, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımı yapılan eser sözleşmesi niteliğinde ise de; dava konusu yapılan, sözleşme dışı iş bedelidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 12/III. maddesi hükmü gereğince, her çeşit imâl veya inşa ticari iş sayılmaktadır. Ticari işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ise, davası kabul edilen alacağa 3095 sayılı Yasa'nın 2/II. maddesi gereğince, avans faizi uygulanması istenebilir. Mahkemece davası kabul edilen alacağı avans faizi yerine aylık %10 gecikme zammı uygulanması doğru olmamıştır.
Diğer yandan, Borçlar Kanunu’nun 101/I. maddesi gereğince, davası kabul edilen alacağa temerrüt faizi istenebilmesi ve mahkemece de uygulanabilmesi için alacağın, istenebilir olması yeterli olmayıp; alacaklı tarafından davalı borçlunun borçlu temerrüdüne düşürülmüş olması zorunludur. Somut olayda; davalının borçlu temerrüdüne düşürüldüğü tarih belirlenmeden işin teslimi gereken 15.04.2008 tarihinden itibaren mahkemece faiz uygulanması da doğru değildir.
O halde mahkemece yapılacak iş; davacı tarafından davalının borçlu temerrüdüne düşürüldüğü tarihin belirlenmesi ve bu tarihten itibaren geçerli olmak, 15.04.2008 tarihinden öncesinde olmamak koşuluyla; yıllık %120 oranını aşmamak ve değişen oranlar da gözetilmek suretiyle davası kabul edilen alacağa avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; diğer temyiz itirazlarının kabulü ile 2. bentte açıklanan sebeplerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 17.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.