Mahkemesi:Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, maddi tazminatın tahsili istemi ile açılmış; mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
18.09.2009 günlü oturumda, davalı vekili tarafından ihale işlemlerini yapan sorumlu kişilerin davacı idareden sorularak tespiti ile onlara davanın ihbarı istenmiş ve mahkemece, 06.11.2009 tarihli oturumda davalı şirket dışındaki gerçek kişilere davanın ihbarı için tebligat çıkarılmasına karar verilmiş olmasına karşın, bu davalılara dahili davalı sıfatıyla tebligat çıkarılmış ve davaya dahil edilerek haklarında mahkemece hüküm verilmiştir.1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 47. maddesi hükmünde öngörülen koşulların varlığı halinde zorunlu dava arkadaşlığı sözkonusu olabilir. Bu hakkın birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde zorunlu dava arkadaşlığı sözkonusu olabilir ve zorunlu dava arkadaşları davaya dahil edilebilir. Oysa, davalı şirket ile diğer davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır (HMK.59 m.).
Davanın ihbarı karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 49, 52. maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın yargılaması aşamasında davalı vekilince, davalı şirket dışındaki diğer davalılara davanın sadece ihbarı istenmiştir. Bu durumda, anılan kişilerin dava ihbar edilen olmasına karşın, yargılama aşamasında dahili davalı olarak mahkemece davaya katılmaları ve mahkeme kararında da dahili davalı olarak gösterilmeleri ve haklarında uyuşmazlığın esası hakkında hüküm verilmiş olması doğru değildir. Çünkü, bu kişiler dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmediklerinden davada taraf sıfatları yoktur. Usul Kanunu hükümlerine göre de davada taraf olmayan bir kimse aleyhine hüküm verilmesi mümkün değildir. Kaldı ki verilen karar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesine de aykırılık teşkil eder (HMK.m.26).Açıklanan sebeplerle, davalı şirket dışındaki gerçek kişilerin ihbar olunan sıfatıyla davaya kabulleri ve mahkeme kararında ihbar olunan olarak gösterilmeleri gerekirken; davalı sıfatıyla haklarında hüküm verilmesi ve ... yararına da vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, 19.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.