Davacı ... İnş.Oto.Mak.Gıda Teks.Tur.San ve Tic.Ltd.Şti. ile davalı ... arasındaki davadan dolayı ... 13. Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 25.06.2009 gün ve 2008/312-2009/219 sayılı hükmü bozan Dairemizin 20.12.2010 gün ve 2009/6792-2010/7029 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemiz'den verilen 20.12.2010 gün 2009/6792 E.-2010/7029 K. sayılı bozma ilâmına karşı davacı vekilince yasal süresi içerisinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
1-Yargıtay ilâmında belirtilen gerektirici nedenler karşısında davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme talepleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu tartışmasızdır. Ancak sözleşme yazılı olmadığı gibi taraflar bedel konusunda da anlaşamamışlardır. Bu halde kural olarak iş bedelinin BK'nın 366. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre saptanması gerekmekte ise de; davacı tarafça iş bedeli ile ilgili olarak düzenlenen fatura davalıya tebliğ edilmiş, TTK'nın 23. maddesinde belirtilen 8 gün içerisinde iş sahibi tarafından itiraz edilmediğinden içeriği kesinleşmiştir. Ancak iş bedeli faturada yazılı miktarda kesinleşmekle birlikte mahkemece hükme esas alınan 30.04.2009 tarihli bilirkişi raporunda imalât bedeli KDV hariç 17.767,20 TL hesaplanmış olup buna %18 KDV eklendiğinde 20.965,29 TL olmaktadır. Davacı yanca bu miktara itiraz edilmemiş, nefaset farkı indirimi yapılmaması gerektiği ileri sürülmüştür. Bu durumda iş bedelinin KDV dahil 20.965,29 TL olduğu hususunda davalı yararına usuli kazanılmış hak gerçekleşmiştir. Davalı tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarı yapılmadığından bu miktardan nefaset farkı nedeniyle indirim yapılması mümkün değildir.
Öte yandan takip faturaya dayalı olup süresinde itiraz edilmediğinden kesinleştiği ve bu suretle alacak likit hale geldiğinden davalının icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulması da gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece iş bedelinin az yukarıda belirtilen miktarda kesinleştiği kabul edilerek bozma ilâmının 2. bent ikinci fıkrasında savunulan ödeme ile ilgili bozma doğrultusunda araştırma yapılıp kanıtlanamaması halinde davacının kabul ettiği 8.000,00 TL ödeme düşülerek kalan miktar üzerinden itirazın iptâline ve kabul edilecek asıl alacak üzerinden İİK'nın 67/II. maddesine göre davalının icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulması ve takipten önce temerrüt ihtarı bulunmadığından işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmesi yerine, yanlış değerlendirme sonucu kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken faturanın tebliği ve içeriğinin kesinleştiği gözden kaçırılarak bozulduğu bu kez yapılan incelemede yapıldığı anlaşıldığından karar düzeltme taleplerinin kabulü uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının diğer karar düzeltme taleplerinin reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile Dairemizin 20.12.2010 gün 2009/6792 Esas 2010/7029 Karar sayılı ilâmının 2. bent birinci fıkrasının kaldırılarak, yukarıda ikinci bentte belirtilen nedenler ilave edilerek BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcı ile ödediği karar düzeltme peşin harcının karar düzeltme isteyen davacıya geri verilmesine, 26.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.