(1086 S. K. m. 288) (6100 S. K. m. 200) (818 S. K. m. 55)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, iş bedelinin tahsili istemi ile açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Davalı şirket vekilleri taşeron olarak M. B. ile sözleşme imzaladıklarını, dava konusu işlerin yapımını M. B.a verdiklerini, davacı şirket ile yazılı veya sözlü anlaşmalarının olmadığını belirterek, akdi ilişkinin varlığını inkar etmişlerdir.
Davanın konusunu eser sözleşmesi oluşturmaktadır. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliği ve miktarı dikkate alındığında akdi ilişkinin varlığı yazılı delille kanıtlanması gerekir (HUMK. 288. md., HMK. 200. md.). Bu yükümlülük, davalılar akdi ilişkinin kurulmadığını savunduklarından, davacı şirkete aittir.
Kararın gerekçe bölümünde, davalıların M. B. ile sözleşme imzaladıkları, davacı şirkete işin yapımının M. B. tarafından verildiği, taraflar arasında akdi ilişkinin bulunmadığı, ancak 818 Sayılı Borçlar Kanununun 55. maddesi gereğince davalıların sorumluluklarının bulunduğu belirtilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin bu gerekçesine karşı davacı şirket vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmamıştır.
Mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği gibi taraflar arasında akdi ilişki bulunmamaktadır. Dosyada bulunan 15.04.2006 tarihli sözleşme içeriğinden davalı şirketlerin dava konusu işin yapımını dava dışı M. B.a verdikleri, M. B. tarafından işin yapımının davacı şirkete verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkeme kararında da kabul edildiği gibi, taraflar arasında akdi ilişkinin bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine göre sorumlu olduklarını kabul etmekte mümkün değildir.
Davanın davalılar yönünden akdi ilişkinin kanıtlanamaması nedeni ile pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü doğru olmamıştır.
Kabule göre de, davacı vekilinin dava dilekçesinde yapılan ödeme miktarının 2.000,00 TL olarak kabul ettiği gözden kaçırılarak, 1.000,00 TL ödeme yapıldığı kabul edilerek alacak miktarının hesaplanması ve hüküm oluşturulması bozma nedenidir.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararının davalı şirketler yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 08.04.2013 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy