Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, iş sahibi tarafından yüklenici aleyhine açılmış olup, dava dışı işçinin açtığı dava sonucunda hükmedilip davacı tarafından ödenen tazminatın davacının kusuru dışında kalan kısmının, davalı yüklenici ve diğer zarar sorumlularından rücuen tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece talepten fazlasına hükmedilmekle birlikte, davanın kısmen kabulüne denilerek, işlemiş faiz dahil 45.682,75 TL'lik kısım yönünden itirazın iptâli ve takibin devamına, davalının %40 icra inkâr tazminatıyla sorumlu tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dava, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 50. maddesinde tanımlanan müteselsil sorumluluktan kaynaklanmakta olup, maddede birden fazla kimsenin birlikte bir zarara neden oldukları takdirde, asıl fail, teşvik eden, yardımcılık yapan gibi fer'i fail ayrımı yapılmaksızın zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, hakimin bunların birbiri aleyhine rücu hakları olup olmadığını takdir ve icabında bu rücuun kapsamının derecesini tayin edeceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Somut olayda birlikte sorumlu olanların sorumluluğu aynı hukuki sebepten kaynaklandığından aralarındaki teselsül, tam teselsüldür. Davacının tazminat ödemesine neden olan mahkeme kararında rücu hakkı ve kapsamıyla ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, alacaklıyı tatmin eden borçlu, kendi payından fazla ödemede bulunmuşsa, diğer borçlulara karşı, payını aşan miktar için rücu hakkını kazanacaktır. Fazla ödenen kısım için iç ilişkide teselsül hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Diğer müteselsil borçlular, kusurları oranında rücu edene karşı sorumludurlar (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ..... gün ..... Esas, ...... Karar sayılı ve ..... gün ....... Esas, ............ Karar sayılı ilâmları).
6098 sayılı Tük Borçlar Kanunu'nun tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi bu fazla ödemesi ile diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olacağına dair 62. maddesinin 2. fıkrasının zaman itibariyle somut olayda uygulanması mümkün değildir. Yine rücu halinde hissesinden fazla ödeme yapan müteselsil borçlu, diğer müteselsil borçludan ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek olmaksızın, zarar görene ödeme yaptığı tarihte rücu alacağı muaccel olduğundan, ödeme tarihinden itibaren takip ya da tahsil tarihine kadar alacaklının sıfatına göre ticari ya da yasal faizini isteyebilir.
Bu durumda, davacının dava dışı zarar görene ödediği tazminat miktarı, faiz ve fer'ileri ile icra masraflarıyla birlikte 84.780,51 TL olduğu ve davalı yüklenici bunun çekişmesiz olan %20 kusur oranına göre 16.956,10 TL'sinden sorumlu olacağı ve davalı yüklenici icra takibine itirazında asıl alacağın bu kısmını kabul ettiğinden, mahkemece davacı davalının sorumlu olacağı 16.596,10 TL asıl alacak için dava dışı zarar gören .. Mirasçılarına ödeme yaptığı tarihten icra takip tarihine kadar, işlemiş avans faizi talep edebilir ise de; takip talebinde bundan daha az oranda ve halen Merkez Bankası'nca yayınlanan reeskont oranında faiz talep ettiğinden değişen oranlar üzerinden işlemiş faiz hesabı yaptırılarak, hesaplanacak işlemiş faiz miktarı üzerinden itirazın iptâline ve kabul edilen asıl alacakla birlikte takibin devamına karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ve davacının talebi 37.470,50 TL olmasına rağmen talep de aşılmak suretiyle, yazılı miktarda kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
İİK'nın 67/II. maddesi uyarınca, itirazın iptâli davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazında haksız olması gerekir. Somut olayda; kabul şekli itibariyle itiraz edilmeyen kısım hariç alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuyla saptandığından, alacak likit ve borçlu itirazında tamamen haksız değildir. Bu itibarla icra inkâr tazminatı isteminin reddi yerine, kabulü de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Kararın belirtilen sebeplerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlere tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulüyle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 12.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.