Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davada iş sahibi eksik ve ayıplı imalât bedeli istenmiş, mahkemece ıslah dilekçesi gözetilerek 54.900,00 TL'nin davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı iş sahibi, davalı yüklenici ile ... tarihli sözleşme imzalandığını ve mahal listesinde yer alan işlerin yapımının davalı tarafından üstlenildiğini, işlerin bitirilip, 31.12.2008 tarihinde teslim edildiğini, ancak standartlara uygun olmayan işlerden dolayı kooperatife ait binalarda hasar ve zararın ortaya çıktığını, bu işlerin yeniden yapılması gerektiğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsilini istemiş, 14.10.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle de, talebini 49.807,28 TL arttırmış ve dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilin talep etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, ayrıca süresinde ayıp ihbarının bulunmadığını, davalının taahhhüt ettiği işi sözleşmeye ve projeye uygun olarak yaptığını, dava dilekçesinde bahsedilen kusurların ince işçilikle ilgili olduğunu, 21 adet villanın ince işçiliklerinin villa sahipleri tarafından başka firmalara yaptırıldığını, davalı tarafından yapımı gerçekleştirilmeyen imalatlardan sorumlu tutulamayacaklarını, imalât hatasının söz konusu olmadığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu imalâtların gizli ayıp niteliğinde bulunduğu, gizli ayıp niteliğindeki imalâtların bedelinin teslim tarihindeki rayiç bedele göre hesaplanan 54.900,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, ayıp ve eksik iş bedelinin tahsili istenmiştir. Sözleşmenin kurulduğu tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 359. maddesinde; eserdeki ayıbın açık ayıp olması halinde, eserin tesliminden sonra işlerin mutat cereyanına göre imkân bulunur bulunmaz, 362/III. maddesi uyarınca da eserdeki ayıbın gizli ayıp olması halinde ise; varlığının öğrenilir öğrenilmez iş sahibi tarafından yükleniciye karşı ayıp ihbarında bulunulması gerektiği belirtilmiştir. Aksi takdirde iş sahibi, eseri kabul etmiş sayılır. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; ayıp ihbarının şekil koşuluna bağlı olmadığı ve ayrıca; hukuki bir işlem değil "hukuki işlem benzeri bir fiil" olması nedeniyle süresi içerisinde ayıp ihbarının yapıldığının tanık da dahil olmak üzere her türlü delille kanıtlanabileceği kabul edilmektedir. Eksik işler yönünden ise, ihbara gerek olmaksızın zamanaşımı süresi içinde dava açılabilmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı iş sahibi vekili ayıp ve eksikler yönünden istemde bulunmuş, talebini ıslah etmiş, davalı vekili ise süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı savunmasını ileri sürmüştür. Mahkemece bu savunma üzerinde durulmadan istemin kabulü doğru olmamıştır. Sözleşme uyarınca gerçekleştirilen imalât 31.12.2008 tarihinde teslim edilmiştir. Eksik işlerin bu tarihten itibaren 5 yıllık süre içerisinde talep edilmesi mümkün ise de, açık ayıplar ve gizli ayıplar yönünden ihbar yapıldığı kanıtlanamamıştır. Oysa açık ayıplar için makul sürede, gizli ayıplar için ise, ortaya çıkar çıkmaz derhal bildirilme yükümlülüğü gerekirdi. Aksi halde açık ve gizli ayıplarla ilgili talep dinlenemez. Süresinde ayıp ihbarının yapıldığı tanıkla da kanıtlanabileceği halde davacı delilleri arasında tanık delili de bulunmamaktadır. Bu durumda ayıplar yönünden davalının BK'nın 362. maddesi uyarınca sorumluluğu kalmamıştır. Ancak eksik işler yönünden istem incelenmeli, bilirkişi kurulundan ek rapor alınmalı ve eksik işler bedeli belirlenerek hüküm altılan alınmalı, ayıplar yönünden istem reddedilmelidir.
Eksik incelemeyle ve yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş ve kararın bozulması uygun bulunmuştur.
2-Öte yandan davacı taraf 14.10.2014 tarihinde davayı ıslah etmiş ve bu dilekçe davalı vekiline 20.10.2014 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 28.10.2014 tarihli cevap dilekçesinde ıslahtaki taleplerin zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş, ancak mahkemece bu hususta olumlu ve olumsuz bir karar verilmemiştir. Zamanaşımı def'i konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Kabule göre de, davacı vekili dava dilekçesinde ticari faiz istediği halde, ıslah dilekçesinde ıslah edilen miktar yönünden yasal faiz isteminde bulunmuş, mahkemece ayırım yapılmaksızın tüm alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmüştür. Dava dilekçesindeki miktara dava tarihinden itibaren avans faizi, ıslah edilen miktara ise, ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekirken, yazılı şekilde ve talep aşılarak karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafından temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 14.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.