Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davada, delil tespit raporuyla belirlenen eksik ve kusurlu işler bedelinin tahsili istemiyle başlatılan ilâmsız icra takibine yönelik itirazın iptâli ile takibin devamı istenmiş, mahkemece, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle HMK'nın 114/1(c) ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlığın kaynaklandığı eser sözleşmesi Karasu Otomotiv (...) ile Özkaygun Metal (...) arasında imzalanmıştır. Sözleşmenin konusu, davacıya ait inşaatın statik projeye uygun olarak çelik kontrüksiyon imalâtlarının yapılıp kumlanması, epoksi boya ile boyanması ve montajının yapılmasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davanın ticari dava olup olmadığı, yapılacak nitelendirmeye göre görevli mahkemenin asliye hukuk mu yoksa asliye ticaret mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
Eldeki dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra 24.08.2015 tarihinde açılmış olduğundan davanın ticari dava olup olmadığının ve davaya asliye ticaret mahkemelerinde bakılıp bakılamayacağının 6102 sayılı Kanun'la getirilen yeni düzenlemeler değerlendirilerek belirlenmesi gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca,
iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari dava
./..
s.2
15.H.D.
2016/2834
2016/3420
vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay'ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayda; tarafların her ikisi de gerçek kişidir. Taraflara ait işletmelerin "esnaf işletmesi" sınırlarını aşarak "ticari işletme" niteliğini kazandığı, kendilerinin de "esnaf" olmayıp "tacir" sıfatını haiz oldukları dosyada mevcut bilgi ve belgelerle kanıtlanamamıştır. Diğer taraftan, eser sözleşmelerinden kaynaklanan davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Yapılan bu açıklamalara göre eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Mahkemece işin esasına girilip toplanacak delillere göre sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 14.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.