(5237 S. K. m. 73, 156)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Somut olayda; katılanın, kuyumculuk işi ile uğraşan sanıktan borca altın aldığı, almış olduğu altınları anlaştıkları süre içerisinde geri getirmemesi üzerine aralarında senet imzaladıkları, bir müddet sonra da katılanın sanık ile anlaşarak borcu karşılığında üzerine kayıtlı bulunan köydeki arazisini kendisine devretmesi hususunda anlaştıkları ve birlikte tapu dairesine giderek katılanın üzerine kayıtlı bulunan araziyi sanığa borcuna karşılık olarak devrettiği, ancak sanığın buna rağmen daha önce imzalanmış olan ve bedelsiz kalmış senedi kullandığı iddia edilen olayda; TCK'nın 73. maddenin 2. fıkrasına göre şikayet süresinin zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlayacağı, katılanın da bedelsiz kaldığı belirtilen senedin tahsiline yönelik olarak icra takibi sonucu kendisine tebliğ edilen ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 29.03.2006 tarihinden itibaren yasal şikayet süresinde şikayette bulunulmadığı anlaşıldığından, süresinde şikayet bulunmaması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, şikayet tarihi olan 04.09.2007 tarihi suç tarihi olarak kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy