(5237 S. K. m. 61) (YCGK 19.06.2007 T. 2007/10-108 E. 2007/152 K.)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1- Sanık hakkında şikayetçiler S. K. ve M. M.'e karşı eylemleri sebebiyle verilen hükmün temyiz incelemesinde,
Mağdur S. K.'nın ev kiralamak istediği, gördüğü ilanın üzerinde yazan cep telefonu numarasını aradığı, adının D. Ç. olduğunu söyleyen sanıkla buluştukları, sanığın Türk Ekonomi Bankasında çalıştığını ve gayrimenkul hizmetleriyle alakası olduğunu söylediği, beraberce sanığın bulduğu eve giderek ev sahibiyle görüştükleri, mağdurun ev sahibiyle anlaştığı, sanığa da istediği 150 TL parayı verdiği, daha sonra ev sahibiyle olan kira sözleşmesini feshettiği, bu sebeple de sanıktan komisyon ücretini geri vermesini istediği, sanık da bu miktarın 70 TL'sini iade ettiği, paranın geri kalan kısmını ise vermediği, sanığın, mağdur M. M.'e de kendisini D. olarak tanıttığı ve teb adında bir şirket adına çalıştığını ve bu şirketin temsilcisi olduğunu söylediği, ev kiralanması için aracı olduğu bunun karşılığında da kendisine 200 TL para vermesini söylediği, ancak daha sonra indirim yaparak 150 TL istediği, mağdur M.'in de bu miktarı sanığa ödediği, sanığın bu parayı evi kiralamaktan vazgeçen mağdur M.'e geri ödemediği olayda, mağdurların birbiriyle uyumlu tüm anlatımları, sanığın evlerin kiralaması için aracı olup mağdurları ev sahipleriyle görüştürmesi sonucu, aldığı paranın komisyon ücretine dair istenmiş olması sebebiyle tümüyle hukuki ilişki kapsamında olan ve hiçbir aşamada hilenin bulunmadığı unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanık hakkında katılan Y.Y.'a karşı eylemi sebebiyle verilen hükmün temyiz incelemesinde,
Katılanın, direkte gördüğü iş ilanında yazan telefon numarasını arayarak sanıkla buluştukların da, sanığın, katılana "seni bir tüp aracında işe yerleştireyim, burada bir ay seni deneyeceğiz, bazı testlerden geçeceksin" dediği ve bunun karşılığında 50 TL ile özgeçmişini, sabıka kaydını çıkartmasını istediği, katılanın sanıktan şüphelenmesi üzerine sanığın kaçmak isterken yakalandığı olayda, eyleminin dolandırıcılığa teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması.
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde T.C.K.nun 61. maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 10 gün olarak tayin edilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 04.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy